Kitap

Siyah Kan Kitabı J.C Grange Hakkında

Siyah Kan, Jean Christophe Grange tarafından yazılan, polisiye kategorisine çok farklı bir boyut getiren muazzam bir eserdir. Bu eserin en farklı yönü ise şudur; Polisiye olmasına rağmen katil kim? Sorusunu sormuyorsunuz.

Siyah Kan kitabı birkaç farklı şekilde anlatılabilir. Bunlara gelmeden önce, kitabın yazarı Grange hakkında konuşmak istiyoruz. Kendisi gazetecilik yaparak hayatını kazanan bir adam iken bir anda çizgi roman çizmeye başladı. Çocuklar için çok farklı işler yapan Grange, daha sonraları merak saldığı Edebiyat alanına yönelmeye karar verdi. Edebiyat dalında yaptığı yüksek lisansın ardından reklam yazarlığı yaptı.

Edebiyata çok farklı bir açıdan bakmaktaydı. Yazılan eserlerin birçoğunda belirli kurallar ihlal edilmekteydi. Bu kurallardan birisi de şuydu; Rus Edebiyatı ile birlikte edebiyatta kendini oldukça belli eden ‘’tasvir’’ yavaş yavaş kayboluyordu. Zaman oldukça hızlı akıyor. İnsanlar hızla akıp giden zamana karşı, tasvir içeren edebi metinleri okumak istemiyordu. Bir an önce somut bir şeyler görmek isteyen insanlar, farklı şeyler aramaktaydı.

Grange edebiyata bu yönüyle bakmadı. Tasvir onun için olmazsa olmaz bir şeydi. Bu nedenle eserlerinde inanılmaz kurgularından çok, yaptığı inanılmaz tasvirler ile öne çıkmaktadır. Olayın nerede başlayıp, nerede biteceğini o kadar iyi bilmektedir ki, kitapların içerisindeki olaylar oldukça hızlı akıyor hissi uyandırmaktadır. Oysaki kitaplarının içindeki olaylar bir bütün halinde, oldukça geniş zamanlara yayılmaktadır. Okuyuculara ‘’çok çabuk bitti’’ hissini uyandıran şey, Grange’ın muhteşem edebi hâkimiyetidir.

Edebiyatı bir iş olarak görmemektedir. Bazı yazarlar vardır. Edebi yetenekleri vardır. Hayat şartlarından dolayı edebiyat ile ilgilenirler. Bir şeyler yazarlar. Bu yazdıkları şeyleri satarlar. Elde ettikleri para ile hayatlarını idame ettirirler. Kimi zaman, yaptıkları şeyin bilincinde bile değillerdir. Grange, edebiyatı bir iş olarak değil, bir tutku olarak görmektedir. Bunu yaptığı röportajlarda bizzat kendisi söylemektedir. Bu tutkudan ötürü ve tabi ki teorik bilginin de katkısı unutulmamalıdır, yazmış olduğu kitaplar bir polisiyenin ötesine geçmektedir.

Grange ve Detay Problemi

Yukarıda da belirttiğimiz üzere, Grange’ın, edebiyatı bir tutku olarak görmesi, eserlerine de yansımaktadır. Her alanda öne çıkmış belirli isimler vardır. Bu isimlerin öne çıkmasının tek bir sebebi vardır. Alanın içindeki diğer insanlardan farklı olmaları…

Sinemada Stanley Kubrick öne çıkmaktadır. Ya da David Lynch… Kubrick’in öne çıkmasının sebebi, mükemmeliyetçi yaklaşmasıdır. Klasik Hollywood filmleri bir yılda çekiliyor ise – yapım öncesi, yapım, kurgu, yapım sonrası- gibi uzun zamanlar gerektiren işleri dahi, bir sene gibi kısa bir zamanda hallediyorlarsa, Kubrick bir filmi için 5 yıl ile 9 yıl arasında uğraşabilmektedir. Bunun tek bir sebebi vardır. Bir iş ya mükemmel olmalıdır, ya da olmamalıdır.

David Lynch içinde aynı şeyleri söylemek mümkündür. Filmlerindeki psikolojik alt yapıların tamamı, Lynch’in çok farklı bir kafa yapısına sahip olduğunu göstermektedir. Kendi yaptığı tabloları film karelerinin içine yerleştirmesi, oyuncunun üzerindeki kıyafeti bile kendisinin dikmesi, diğer yönetmenlerden oldukça farklı biri olduğunu göstermektedir.

J.C Grange ise bu farklılığı edebiyatta göstermektedir. Yazdıkları normal olur veyahut olmaz. Konu basit gelir veya gelmez, bunu biz bilemeyiz. Ancak onu o kadar ustaca işler ki, hayranlık duymamanız pek mümkün değildir. Grange’in, tıpkı Kubrick gibi bir detay sorunu vardır. Detaylara oldukça önem vermesinden dolayı, kitaplarındaki bazı bölümler oldukça uzun gelmektedir. Bu durum okuyucuyu bazen sıkmaktadır. Ancak kurgunun güzelliği ve yapılan tasvirlerin harikuladeliği, ufak tefek problemleri görmememiz için yeterli sebeplerdir.

Şöyle düşünün, bir silahın kabzasından, mermisine kadar olan bütün mekanizmasını o kadar iyi bir şekilde tasvir eder ki, detaylara o kadar yer verir ki, silah gözünüzün önünde duruyordur. Hemen hemen tüm kitaplarında karakterler ormana girmektedir. Bu ormanı o denli ustaca anlatır ki, ağaçların gece içerisindeki hareketleri bile gözlerinizin önünde canlanır. Bu denli bir takıntı, kendini ilk sayfalardan itibaren belli etmektedir. Siyah Kan kitabına geçelim.

Siyah Kan Kitap Konusu

Siyah Kan, Jacques Reverdi isminde bir adamın, suçüstü yakalanmasının ardından başlayan kitabıdır. Polisiyelerde, katilin başlangıçtan itibaren belli olması alışılageldik şeylerden değildir. Polisiyeler, genel olarak katil kim? sorusu üzerine kuruludur. Kitapların, filmlerin yapılma nedeni budur. Katil belli değildir. Bir grup, katili bulmaya çalışır. Kitabın sonunda, katil yakalanır veya ortaya çıkar. Gerekli mesajlar verilir. Macera biter.

Grange, bu yapıyı tamamen alaşağı ederek bir başlangıç yapmıştır. Siyah Kan kitabının bu kadar özel bir hale gelmesine sebep olan şeylerden birisi de bu özelliğidir. Reverdi yakalanır yakalanmaz sorguya alınır. Ancak hiçbir şey hatırlamamaktadır. Bu nedenle, öldürülen kişiyi öldürüp öldürmediği üzerinde şüpheler ortaya çıkar. Ancak Reverdi’nin elinde, cinayetin işlendiği bıçağında bulunması, cinayeti Reverdi’nin işlediğine dair olan görüşün yoğunlaşmasına sebebiyet verir. Bu nedenledir, Reverdi için bir çıkış yolu görünmemektedir.

Reverdi, daha önce de birçok cinayet işlemiştir. Cinayetler çok farklı şekillerde işlenir. Öldürülen kişinin tüm vücudunda küçük delikler mevcuttur. Bu delikler belirli şeyler için ipucu olarak değerlendirilmektedir.

Reverdi, kendine geldikten sonra, ben deliyim veya psikolojik olarak iyi değilim demesi beklenirken, normal bir düşünce yapısına sahip olduğunu söyleyerek, iyi ve steril bir hapishanede idam cezasını beklemek istediğini söylemesi, herkesi şaşırtır. Bu ifadeyle, Reverdi’nin aklını yitirdiğine dair görüşler, daha da kalıcı hale gelmeye başlar. Reverdi’nin verdiği ifadesinden sonra cezaevine gönderilir. Gönderildiği hapishane kokuşmuş, iğrenç bir hapishanedir. Reverdi, bu şartlara uyum sağlar. Siyah Kan kitabındaki karmaşık ve sürükleyici bölümler başlar.

Reverdi, hapishanedeyken, cinayet haberi tüm ajanslara ulaşır.  Haberi alan Marc Dupeyray, haberi görür görmez olaya dâhil olmak ister. Çünkü Reverdi’nin açıklamaları, cinayetin işlenme biçimi oldukça gariptir. Bu nedenle Marc bu durumu çekici bulur. Kendisinin başına gelen trajik bir olay vardır. Yıllar önce, sevdiği kadın, acımasız bir şekilde öldürülmüştür. Sicilya’ya birlikte gittiği kadını birkaç saatliğine otel odasında yalnız bırakır. Döndüğünde kadının öldürüldüğünü görür. Kadına elektrik verilmiş, parçalanarak öldürülmüştür. Marc’ın cinayet vakalarına ilgi duyma sebebi buradan gelmektedir.

Katil İle Mektuplaşmalar

Marc bir yol izlemeye karar verir. Reverdi dosyasını araştıracak. Gerçekleri öğrenecek ve öğrendikleri doğrultusunda bir yazı dizisi hazırlayacaktır. Böylelikle kendini biraz daha rahat hissedeceğini düşünmektedir. Ancak işler hiçbir şekilde istediği gibi gitmeyecektir. Siyah Kan kitabının en kanlı bölümleri başlamak üzeredir.

Marc harekete geçecektir. Ancak nereden başlayacağı konusunda hiçbir fikri yoktur. Çünkü Reverdi ile nasıl temas kuracağını bilmemektedir. Reverdi kimseyle konuşmazken, kendisi ile nasıl konuşacaktır. Aradığı cevabı kısa bir zaman içinde bulur.  Üniversiteli bir kızın ağzından bir mektup yazacaktır. Yazdığı bu mektupta Reverdi’ye iltifat edecek, yaptığı işlerin ne kadar büyük olduğunu anlatacak, öve öve bitiremeyecektir. Düşündüğü şeyi yapar ve Reverdi’ye mektubu yollar.

Reverdi kirli hapishanede günlerini sayarken, çevresindeki insanların tamamı kendisinden korkmaktadır. Bu durum hoşuna gitmektedir. Çünkü korku Reverdi’nin sevdiği hislerden biridir. Karşısındaki insanda bu hissin bulunması kendisi için bulunmaz bir fırsattır. Bu nedenle halinden oldukça memnundur. Hapishane de kendisine verilen cezayı bekleyen Reverdi’nin görüştüğü tek insan avukatıdır. Avukatı ise bambaşka bir âlemdir. Reverdi bu adamı da diğer insanlar gibi sevmemektedir. Avukatı olmasını da istememesine rağmen, mecburi olmasını kabullenir ve sesini çıkarmaz. Avukatı Reverdi’nin dosyasının çıkmazda olduğunu ve yapabileceği bir şeyi olmadığını bilmesine rağmen, iş iştir mantığıyla dosyayı kabul etmiş ve birkaç klasik ritüelhaline gelmiş eylem dışında, dava için hiçbir şey yapamamıştır.

Avukatı kendisini görmeye geldiğinde elinde bir dizi kâğıtlarla gelir. Reverdi’ye gelen mektuplardır. Kimileri hayranlarından, kimileri gazetelerden gelen röportaj teklifleridir. Bu mektuplar içinde Marc’ın gönderdiği mektupta vardır. Bu mektubu okuyan Reverdi, bir oyun oynamaya karar verir. Kıza cevap verecek ve onu belirli sınavlara tabi tutacaktır. Bu sınavları geçmesi durumunda, Reverdi’nin mirası kıza geçecektir. Marc ise Reverdi’den gelen mektubu eline aldığında eli titremektedir. Mektubu alır ve izlemesi gereken yolu okur. Reverdi, kendisine birkaç soru sormaktadır. Bu sorulara cevap vermesi durumunda, konuşmaya devam edebileceklerini bilmektedir. Ancak bir sorun vardır. Sorular oldukça farklı ve bir o kadar da iğrençtir.

İlk Temas

Siyah Kan, gerilim dolu sahneleri ile oldukça ürkütücü bir yapıttır. Siyah Kan isminin kitap içerisinde bir anlamı vardır. Elizabeth ismini seçen Marc, bir mankenin fotoğrafını Reverdi’ye yollar. Bu fotoğraftaki kişinin kendisi olduğunu söyler. Bu fotoğrafın bir güven oluşturacağını ve böylelikle Reverdi’nin gizli sırlarını mektuplar aracılığı ile açıklayacağını düşünmektedir. Düşündüğü şey olur. Reverdi kendisine bir yol izlemesi gerektiğini söyler. İzleyeceği yolun Siyah Kan olarak adlandırıldığını öğrenince, Marc ürperse de yola koyulur. Yaptığı araştırmalar ile Reverdi’nin öldürdüğü birçok cesedin yerini bulur. Marc’ın amacı, öğrendiği bilgiler ışığında bir yazı dizisi yapmak iken, kitap yazmaya karar verir. Gördüğü manzara karşısında dehşete düşen Marc geri döner. Amacı başladığı işi yarıda bırakarak bitirmektir.

Reverdi’nin idamına çok az bir zaman kalmıştır. İp boynunda sayılmaktadır. Ancak Marc hazırladığı kitabı basmaktan çekinmektedir. Bunun nedeni, Reverdi’nin peşinden geleceği korkusudur. Ancak birkaç gün sonra idam edilecek birisi, Marc’a ne yapabilir ki?

Derken hiç beklenmedik bir olay yaşanır. Reverdi bir nakil için araba ile başka bir yere taşınacaktır. Ancak araba kaza yapmış ve nehre düşmüştür. Ortada Reverdi’nin cesedi yoktur. Marc, yolladığı fotoğraftaki kızın ünlü bir manken olmasına da birkaç hafta önce tanık olmuştur. Bu haberi alır almaz, mankenin hayatının tehlikede olduğu sonucuna varır ve onu bularak birlikte kaçmaya başlarlar. Ancak Reverdi’ye yakalanırlar. Bu sırada Siyah  Kan isminin de ne anlama geldiğini öğreneceklerdir.

Öğrendikleri şey sadece Siyah Kan isminin anlamı değil, hayatlarının birbirine nasıl bağlı olduklarıdır.

Son Söz

Grange Siyah Kan kitabında Freud’un tanımlamış olduğu psikolojik bir evre olan çocukluk ve anne arasındaki ilişkiyi de işlemektedir. Anne ve çocuk arasındaki bağın, şekillenme sürecini ve ailenin çocuk üzerindeki etkisini oldukça iyi tahlil etmiştir. Siyah Kan bu nedenle farklı katmanlarla incelenmelidir. İnceleme yaparken karakterlerin iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Yapılan tahliller yeterli midir? Bu soruya cevap aranmalıdır. Bizlere göre anne ve çocuk arasındaki psikolojik yapı, kitap içerisinde havada asılı kalmış durumdadır.

Çünkü Siyah Kan adı altında, muhteşem tasvirler ile anlatılan acımasız bir dünya varken, bu dünyanın içerisinde anne ve çocuk arasındaki psikolojik durumu da içine dâhil etmeye çalışması bizim için yeterli olamamıştır. Bunun nedeni, oluşturulan dünyanın haddinden fazla acımasız ve kan ile dolup taşmasıdır. Bu nedenle Siyah Kan kitabındaki eksik yönlerden birisi olarak yorumlayabiliriz.

Bu ve bunun gibi irili ufaklı birkaç hata daha vardır. Ancak Avrupa için Stephen King olarak tanınan bir yazarın bile, birkaç ufak hata yapmış olması göz yumabileceğimiz ölçülerdedir. yfsd

Etiketler

wllux

Yeterli zamanım yok deme. Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci’nin de günleri 24 saatti.

İlgili Makaleler

3 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı