Kitap

Simyacı Kitabı ve Gizli Hazinelere Yolculuk

Simyacı kitabı, Paullo Coelho tarafından 1987 yılında yazılan, dünyanın gelmiş geçmiş en çok satan kitaplarından birisidir.

Bir eserin kalitesi, anlattığı öykünün insan hayatına dokunma oranıyla ölçülmelidir. Yani önemli olan şey, kitabın hangi kâğıt ile basıldığı, kaç sayfa olduğu, bol aksiyonlu oluşu falan değildir. Önemli olan yegâne şey vardır. Anlatılan öykü, hayatınıza ne kadar temas etmektedir? Bu sorunun cevabını verebileceğiniz ölçüde bir eser kıymetli veya kıymetsiz hale gelebilmektedir.

Yazılan binlerce kitap, çekilen binlerce film vardır. Bunlar arasında sevdiğimiz ve sevmediğimiz diye ayırdığımız iki farklı grup çıkmaktadır. Sevdiğimiz şeyler bizi bize anlatan veya ilginç şeyler anlatan eserlerdir.

Simyacı, oldukça garip bir öykü değildir. Aslında çok basit ve sadece bir öyküdür. Ancak ortaya çıkan durum bambaşkadır. Okuma alışkanlığının insanlarda pek gelişmediği çağlardayız. İnsanlar okumayı pek bilmiyorlar. Ellerinde henüz cep telefonları olmadan yapıyorlar bunları. Tabletin olmadığı zamanlardan bahsediyoruz.

Bu dönemlerde bir karakterin, topluma aykırı olan bir karakterin öyküsü ile karşı karşıya kalıyoruz. Bir çobanın, üstelik okuma yazma bilen ve sürekli olarak kitap okuyan bu çobanın öyküsü, bizleri unutulmayacak bir öykünün içerisine sokmaktadır.

Her insan, doğduğu toprakların dışına çıkarak yeni yerler görmek ister. Bu durumu anlatan çok iyi romanlar vardır. Alamut Kalesi bu romanlara örnek olarak gösterilebilecek türden bir eserdir. Alamut ve şu an incelediğimiz kitap, bir yerlere giderek, sıradanlaşmış hayatını değiştirmek isteyen karakterlerin hayatlarına odaklanmaktadır.

Doğduğu kalıpların dışına çıkarak yeni kültürler görmek isteyen bu insanlar, hayatlarının sıradan bir halde olmasına izin vermezler. Ellerinden gelen her şeyi tek bir şey için yaparlar. Kalıplardan çıkmak ve dünyayı görebilmek… Bu sadece roman karakterlerine özgü bir özellik değildir.

Yaşayan birçok insanın en büyük hayali, dünyayı ve içindeki insanları daha iyi tanımak ve bu renkliliğe göz atmaktır.

Simyacı Kitap Özeti

Simyacı konusu bakımından ilginç bir kitap değildir. Bunu yukarıda da söylemiştik. Bir çoban vardır. Endülüslü bu çobanın istediği ve arzu ettiği tek şey bilgidir. Bilgi ona göre hazinedir. Bu hazineyi elde etmek adına sürekli olarak kitap okumakta ve hayatını bu yönde ilerletmektedir.

Kitabın başlarında çocukluğuna dair bilgileri aldığımız karakterimizin adı Santiago’dur. Santiago’nun babası, oğlunun kilisede kalmasını ve burada rahip olarak görev yapmasını istemektedir. Ancak Santiago’nun amacı dünyayı görmektir. Mısır hazineleri hakkında kulaklarına çalınan belirli öykülerin peşinden gitmektir. Bu nedenle çoban olur. Etrafında hiçbir insanın olmasını istemez. Koyunlarını kırpar, sütlerini sağar ve onların kurtlar tarafından parçalanmasını engellemeye çalışır.

Ara sıra şehre inen Santiago, burada belirli ticari işler yapar. Bitirdiği kitapları değiştirir, koyunlarının kırpılmasını sağlar. Bu andan itibaren öykü bir manevra yapar ve değişim başlar. Simyacı konusu itibari ile sıradan ve tek düze bir ilerleyiş sağlamaktadır.  Ara sıra bu tür manevralar yapan Simyacı, insan hayatına dair belirli düşünceleri ifade etmekten çekinmez.

Kitabın en önemli sahnelerinden biri olan Santiago ve yanında çalıştığı adamın arasında geçen anlardır. Bu adam elinde yeterli para olması durumunda Hacca gideceğini söyler. Hayattaki en büyük hayalinin bu olduğunu, bu hayalini gerçekleştirmesi durumunda Allah’tan başka bir şey istemediğini söyleyen bu adam, yeterli parayı elde etmesine rağmen Hacca gitmemektedir.

Bu durumu ilginç bulan Santiago, neden elinde yeterli para olmasına rağmen Hacca gitmediğini sorar. Aldığı cevap şudur; ‘’Eğer ben hacca gidersem, geriye döndüğümde hiçbir hayalim olmayacak…’’ Bu cümle, kitabın en önemli ve en çok vurgulamak istediği noktayı barındırmaktadır.

Hayaller, insanın hayata tutunmasını sağlamaktadır. İnsan hayal edebildiği, zihninde ileriye gidebildiği kadar insandır. Simyacı kitabının, dünya genelinde bu kadar çok ilgi görmesinin yegane sebebi budur.

Genel okuyucu kitlesinin sevebileceği türden bir kitap olan bu yapıt. Detaylı olarak analiz edilmeyi hak eden türden bir kitaptır. Simyacı kitabını okumanızı hepinize ayrı ayrı tavsiye ederiz.

Hayatta Kalabilmek

Her insanın yaşamdan beklediği şeyler farklıdır. Bazı insanlar ölümü beklerler. Çünkü hayattan bekledikleri herhangi bir şey yoktur. Gelişen teknoloji ve sosyal medya hakkında yazdığımız yazıda da söylediğimiz üzere, bir doyum çağı yaşanmaktadır.

Bu doyum çağı, birçok insanın yaşamına son vermesine sebep olmaktadır. Oysa önemli olan şey doymak değil, yaşadığını hissedebilmektir.

Simyacı bu beklentiler üzerine kurulan, bir süre sonra farklı bir hal alan, birçok kişi tarafından sevilen, birçok kişi tarafından nefret edilen bir öyküdür. Masalsı bir yolculuğun anlatıldığı bu yapıt bazıları için efsane, bazıları içinse rezalettir. Biz ortada duranlar olarak tanımlamaktayız kendimizi. Kitabın içeriğinden zevk almaya bakanlar olarak okumanızı tavsiye edebileceğimiz türden bir kitaptır diye düşünmekteyiz.

Hayaller ve hayattan beklentiler üzerine uzun uzun diyalogların olduğu Simyacı kitabı, vazgeçilmez kitaplarınızdan birisi olabilir. Belki de yapmanız gereken tek şey, uzanıp bu kitabı almak ve okumaktadır.

Joker’in dediği gibi ‘’İnsanı öldürmeyen şey, tuhaflaştırır.’’

Etiketler

wllux

Yeterli zamanım yok deme. Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci’nin de günleri 24 saatti.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı