Kitap

Prag Mezarlığı Kitabı ve Belgelerle Tarihe Yön Vermek

Prag Mezarlığı, Umberto Eco tarafından yazılan, çok katmanlı bir yapıya sahip olan, yazılmış en iyi yapıtlardan birisidir.

Prag Mezarlığı çok katmanlı bir şekilde incelenmesi gereken, sıradan bir roman olarak okunamayacak bir eserdir. Kitap okumayı çok seven biri olduğunuzu düşünerek tavsiye edebiliriz ki bu bir aşk veya polisiye roman değildir. Umberto Eco’nun yazmış olduğu hiçbir eser, roman veya hikâye olarak adlandırılmamaktadır. Zira eserin incelenmesinde, bu yapıtlara aykırı belirli şeylerin olduğunu görmekteyiz. Bu nedenle Eco’nun yazdığı eserlere Eco Roman denilmiştir.

Eco Romanların en büyük özelliği, içerisinde geçen sayısız karakterlerden ötürü, bir ansiklopediyi andırmasıdır. Yani kitabı uzanarak okumanız mümkün değildir. Kitaba haftalarınızı vermeniz gerekmektedir. Prag Mezarlığı, içerisinde yüzlerce karakterin geçtiği bir kitaptır. Başkarakter dışındaki tüm karakterlerin tamamı gerçekten yaşamış kimselerdir. Bu nedenle kitabı okurken bir elinizin bilgisayarda olması faydalı olacaktır.

Prag Mezarlığı, ulus devlet inşasının nasıl gerçekleştirildiğini anlatmaktadır. Bu durum İtalya’nın ulus devlet statüsüne nasıl geldiğine ya da getirildiğine dayandırılmaktadır. Tarih içerisinde rol alan birçok karakterin, üzerlerine düşen görevleri oynamak üzere bir zümre tarafından seçilen oyuncular olduğunu anlatan Eco, komplo teorilerinin mantıklı bir şekilde yapılması gerektiğini, her teorinin gerçek olmadığını savunmaktadır.

Binlerce kitabın incelenmesi sonucunda kaleme alınan Prag Mezarlığı, birçok konuyu barındırmaktadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan ulus devletlerin, inşa edilmeden yüzlerce yıl önce çizilen planlarının ve bu planların toplumlara kabulünün nasıl gerçekleştiğini anlatan Eco, birçok insanın zihinlerinde oluşan temelleri sarsacak nitelikte sözler sarf etmektedir.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından gelişen –geliştirilen- Yahudi karşıtlığının temellerinin atıldığı dönemlere giden Eco, 19. yy. Avrupa’sının siyasi durumundan tutun da ilerleyen yıllarda ortaya çıkacak olan Yahudi Protokollerine kadar olan birçok farklı konuyu, bir olay çerçevesinde birleştirmeyi başarmış ve okuyuculara sunmuştur. Kitabın yaptığı bilgi bombardımanının ardından uzunca bir süre düşünmek için zamana ihtiyacınız olduğunu söyleyebiliriz. Eco roman severlerin muhakkak okuması gereken eserlerden birisidir.

Prag Mezarlığı Konusu

Prag Mezarlığı bir kahraman ile başlamamaktadır. Kitabın ana karakteri bir anti kahramandır. İnsanlardan ve insani olan her şeyden nefret eden bu karakterimiz, nefret durumunu belirli kategorilere ayırmaktadır. Bu nefret kategorisinin başında –yani en nefret edilen grup- Yahudi olanlardır.

İkinci Dünya Savaşı’nın getirmiş olduğu katliamların konu edildiği filmler hakkında konuşmuştuk. Piyanist filmi bu savaş içerisinde hayatta kalmaya çalışan bir sanatçının hayatta kalma mücadelesini anlatmaktaydı.

Çöküş filmi İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasına sebep olan adamlardan biri olan Hitler’in son günlerinin konu alındığı bir filmdi. Bu filmleri izledikten sonra bu kitabı okumanız, Yahudi karşıtlığının kimler tarafından gerçekleştirildiğini gösterir niteliktedir.

Toplumların tamamı –birkaç istisnai durum olabilir- topluca hareket etmeye alışkınlardır. Topluluklar birlikte olduğunda, en kötü kararları bile almaktan çekinmezler. Çoğunluk haklıdır inancı, binlerce yıl öncelerine, insanların bir araya gelerek oluşturdukları küçük birlikler dönemlerine kadar ulaşmaktadır.

Daha sonra yönetici grupları ortaya çıkmış ve toplumları yönetmeye başlamışlardır. Bir süre sonra, toplum içerisinde muhalif gruplar türemeye ve mevcut iktidarların varlığını tehdit etmeye başlamışlardır. Bu durumdan endişe eden ve uzun yıllardır iktidarda olan belirli yönetici kesimi arasında konuşmalar başlamıştır. Toplumları yönetme adı altındaki birçok görüşün çıktığı dönemler bu dönemlere tekabül etmektedir.

Bir süre sonra kaos fikri ortaya atılmış ve toplumun korku ve kaosla yönetilebileceği görüşü ortaya atılmıştır. Toplum üç gruba ayrılacaktır. Bu üç grup fakir, orta kesim ve zengin kesim olarak sınıflandırılmaktadır.

Orta kesim, zengin sınıfın istediklerini yapmak, tüm evrak işlerini halletmek üzere seçildi. Yani memuriyet, askeri kanat, hukuksal anlamdaki işler… Bunlar tüm ayak işlerini halledecek ve her şey zengin kesimin istediği gibi şekillenecekti. Bir de bu grup vergi ödeyecekti. Vergi ödeyerek, üst sınıfın devamlı olarak ayakta ve zengin olarak kalmasını sağlayacaktı.

Zengin sınıf vergi ödemez ve tüm parayı elinde tutardı. Alt kesim ise orta sınıfı korkutmak üzere kullanılırdı. Orta kesim çoğunluğu oluşturduğu için sürekli olarak korku içerisinde olmalı ve itaat etmeliydi.

Kaos Kabul Edilebilir Olmalıdır

Bu devamlılığın sağlanması için de belirli şeylerin yaşanması gerekmekteydi. Bu nedenle belirli planlar kuruldu ve zengin kesim yöneticilerini seçti. Napolyon, Hitler, Mussolini gibi liderlerin seçimleri bu gruplar tarafından gerçekleştirilmiştir.

Bunlar belirlendikten sonra plan devreye kuruldu. Yahudi karşıtı görüşler, toplum içerisinde yayılmaya başlandı. Seçilen belirli kişiler bu görevi üstlendi. Halk arasında bu görüşün kabul edilmesini ve kalıplaşmasını sağlayan bu görevliler, toplumları savaşa hazırlamak için görevliydiler.

Daha sonra karşıtlıklar fikir akımlarına dönüştü. Mantıksız, tutarsız, kan ve gözyaşı isteyen saçma sapan fikir akımları… Sonrası bildiğiniz şeyler…

Savaşlar, boş yere akan insan kanları ve kurulan ve yıkılan devletler…

Prag Mezarlığı özet olarak bu durumun öyküsünü anlatmaktadır. Prag Mezarlığı, masonluğun, ayinlerin ve daha birçok şeyin kapılarını aralayan şahane bir kitaptır. Gülün Adı kitabından sonra okunması gereken eserlerden birisidir.

Etiketler

wllux

Yeterli zamanım yok deme. Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci’nin de günleri 24 saatti.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı