Kitap

Melekler ve Şeytanlar Kitabı Hakkında

Melekler ve Şeytanlar Kitabı ve FilmiBu kavramlar üzerine odaklanacağız. Birkaç kelam etmeye gayret edecek, kitap ve filmi belirli konularda inceleyeceğiz. Daha önceki yazımızda Da Vinci Şifresi kitabını incelemiştik bu kitabı belirli katmanlarda incelemiştik. Bu gün yapacağımız incelemeyi de, geçen sefer yaptığımız şekilde yapacağız.

Başlayalım.

Melekler ve Şeytanlar Kitap Konusu ve Analizi

Robert Langdon hakkında geçtiğimiz yazıda belirli bilgiler vermiştik. Ancak ilkyazı olarak bu kitabın analizini okuyacak olanlar için kısaca özet geçelim. Bu ağabeyimiz, Harvard Üniversitesi’nde Simge Bilim Profesörü olarak çalışmaktadır. Eski dillere vakıftır, eski yapıtlarda bulunan simgeleri çözmekle ilgilenmektedir.

Dan Brown’ın tüm kitaplarında –hemen hemen tüm- öykü bir cinayet ile başlar. Bununla ilgili olarak bir domino etkisi oluşur. Taşlar yıkılmaya başlar. Yıkılan taşlar bir şekil oluşturur. Son taş ile şekil tamamlanır. Bunu bir yapboza benzetmemiz mümkündür. Tüm kitap boyunca, tek bir parça ararsınız. Kitap bittiği zaman yapboz tamamlanmıştır. O nedenle cinayetle başlama huyu vardır. Bunu yapması için birçok nedeni vardır. Yapboz özelliğinin en yoğun hissedildiği kitabı İhanet Noktası‘dır.

Ancak bize göre bunu yapmasının tek bir sebebi var. O da şudur; Öykü ile zaman kavramını aynı derecede sürükleyici kılmak. Bunu yapması, öyküye muhteşem detaylar sağlıyor ve kitap, daha ne olduğunu anlamadan bitiyor. Çok sürükleyici, yer yer heyecanın tavan yaptığı, gerilim-macera türünde yazılmış çok güzel bir eser.

Melekler ve Şeytanlar kitabının başlangıcında, Robert Langdon bir çağrı alır. Bu çağrıda kendisine ihtiyaç olduğu söylenir. Çağrıda farklı bir not daha vardır. Robert Langdon, İsviçre’ye çağrılır. Tabi Langdon durur mu? ‘’Hayırdır ağam’’ demeden, kalkıp gider. İsviçre’ye varınca, Kibar Feyzo’nun İstanbul’da kaldığı gibi kalıverir. Kendisini almaya gelirler. Nereye ağam? Diye sormayı akıl eden Langdon’a verilen cevap CERN olur.

Bilmeyenler için CERN;   Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi, hani şu CERN Deneyleri diye piyasada dolanan bir kavram var ya… Hah… İşte o… Burada yapılan bilimsel araştırmaların sorumlusu olan, ünlü fizikçi Leonardo Vetra öldürülmüştür. Ancak ölümünde garip detaylar vardır. Göğsü bir amblem ile dağlanmıştır. Robert, hemen bu dağlanarak oluşturulan yarayı inceler. Amblemin çok eski bir örgüte ait olduğunu keşfeder. Ancak bir sorun daha vardır. Gizli örgütler arasında gösterilen bu yapı, yüzyıllar önce ortadan kalkmıştır. Örgütün adı İlluminati

Gizli Örgütler Üzerine Bir Macera Başlıyor

Langdon, ama bu örgüt yüzyıllar önce bitirildiğini söyler. İlluminati örgütü, aydınlananlar-ışıklandırılanlar olarak adlandırılır. Bu yapı, çok gizli ritüeller gerçekleştirerek, üye alımı sağlarlar. Üyeler, genel olarak bilim insanlarından oluşur. Çünkü bu yapı kilise karşıtı bir yapıdır. Kiliseyi yenecek tek gücünde bilim olduğuna inanılmaktadır.

Velhasıl, Langdon, ama bu örgüt bitirilmişti diye söylenedursun, merkeze biri daha gelir. Gelen kişi, öldürülen ünlü fizikçinin kızı Victoria Vetra adında bir kadındır. Kadın babasının cansız bedenini görünce ağlamaya başlar. Ortalığı yıkması gerekirken, kadın deney alanını incelemeye başlar. Orda bulunan insanlardan biri bile, ablacım sen ne yapıyorsun ya demez. Kadın bakar ve bir çığlık atar. Herkes, kadının bir şok geçirdiğini düşünür. Ancak, babasını ölümünden daha kötü bir şey olduğunu söyler. Öldürülen fizikçi tarafından bulunan ‘’karşı madde zerrecikleri’’ çalınmıştır. Bu madde o kadar tehlikeli bir maddedir ki, Nagazaki’ye atılan atom bombasından binlerce kat daha güçlüdür.

Kadın dediğin böyle olur işte. Babası ölmüş, hala dünyanın geleceğini düşünüyor.

İşte, burada Melekler ve Şeytanlar kitabına kısa bir  ara verelim.

Klişeler

Dan Brown, çok iyi bir yazardır. Araştırmacıdır. Boşluk bırakmadan yazar kitaplarını. Ancak hemen her kitabında, içine düştüğü bir klişedir bu. Bu klişe, eserin gidişatına, ciddi bir zarar vermektedir. Bir insanın babası ölmüş. Bakın baba diyorum. Kolay bir şey değil bu. Babası ölen kadın –üvey olsa dahi- dünyayı kurtarmamız gerekiyor diyerek, göğsü dağlanmış babasını bırakıp, bir adamla, farklı ülkelere gidip, farklı maceralar yaşayabiliyor. Bu hareket, yapıyı tamamen başka bir boyuta taşıyor.

Çizgi roman denilen şey neden bu kadar klişedir? Çünkü olay bir noktadan sonra muhakkak dünyayı kurtarma klişesine gelmektedir. O nedenle kitaptaki tek hata –ki bizce çok büyük bir hata- bu klişenin yaşanmasıdır. Daha farklı şeyler yapsa idi, kitaba şu anda farklı bir perspektiften bakıyor olabilirdik. Yani en azından birkaç sayfalık bir yas süreci yaşanabilirdi. Şok atlatılmadan, acı unutulmadan, hemen harekete geçmeleri biraz farklı olmuş.

Neyse, Melekler ve Şeytanlar kitabına geri dönelim.

Ortadan kaybolan karşı madde zerrecikleri bir kapsüle bağlıdır. Bu kapsülün şarj süresi 24 saattir. Yani 24 saat içerisinde bulunması gerekmektedir. Bulunmaması durumunda bir ülkeyi yok edebilecek güce sahip bir patlama gerçekleşecektir. Victoria’nın verdiği bu bilgiler ışığında çalışmalar başlar.

Bu sırada Vatikan’da bulunan güvenlik kameraları bir nesne keşfederler. Havada asılı duran birkaç damla olduğunu anlayan güvenlik birimleri, Victoria ve Robert Langdon ile temasa geçer. Karakterlerimiz uçağa biner. Bir sonraki hedefleri Vatikan’dır.

Melekler ve Şeytanlar Papalık Seçimlerinde

Papalık Seçimlerinde yapılan belirli ritüeller vardır.Kardinaller, Sistine Şapeline kapanır. Burada en yakın papa adayları üzerine konuşmalar yapılır. Bu adaylar genelde dört kişiden oluşur. Bu insanlar arasında bir seçim yapmaksa tüm kardinallerin oy birliği ile gerçekleşir. Bu oy sayımlarının tamamlanmasının ardından oylar yakılır. Dışarıya çıkan dumanın rengine göre, papanın seçilip seçilmediği öğrenilir. Genelde siyah renk seçilemediğini, beyaz renk ise seçildiğini göstermektedir.

Bunun yapılması şu şekildedir. Her kardinal kendisine verilen pusulanın üzerine bir isim yazar ve bunu mühürler. Bu mühürlü zarflar açılarak sayılır. Bazen bir kardinal çok sevilir, bazen sevilmez. Çok sevilen kardinaller hemen papa olarak göreve başlar.

Bunun içinde belirli şartlar vardır. Uzun yıllar kiliseye hizmet etmek, sadık kalmak gibi şeyler. Sayılan zarflar şapelin içinde bulunan şöminelere atılır. Üzerine kimyasal sıvılar dökülür ve yakılır. Böylelikle zarflardan çıkan dumanın rengi papanın seçilip seçilmediğine dair bir bilgi verir. Tarihteki en uzun papalık seçiminin üç yıl sürdüğü söylenmektedir. 13 yüzyılda seçilecek olan papa için toplanan kardinaller, üç yıl boyunca şapelin içerisinde kilitli kalmıştır. Üç koca sene. Ölen kardinaller olduğu söylenmektedir.

Papalık seçimlerini neden anlattık?

Çünkü Melekler ve Şeytanlar kitabı bu konuya değinmektedir. Papa ölmüştür. Ölümünden kısa bir süre sonra kardinaller toplanacak ve yeni kardinal seçilecektir. Havada asılı duran kapsülü fark eden güvenlik birimleri, papalık seçimlerinin tehlikede olduğu sonucuna ulaşır. Langdon ve Victoria’nın gelmesinin ardından ortaya bir iddia atılır –televizyondaki haber-. Bu haberin içeriği şudur; Papalık makamına en yakın dört kardinal kaçırılmıştır.

Bu şu anlama gelmektedir: Papalık seçiminin yapılmasını istemeyen güçler vardır. Dört kardinalin kaçırılmasının başka anlamları da vardır. Kaçırılan dört kardinalin duyulması, kilisenin imajını ciddi anlamda sarsacak, kiliseye güvenen insanların umutlarının tamamı yok olacaktır. Haberde, her saat başı bir kardinalin öldürüleceği söylenir. Bunların nerede ve nasıl öldürüleceğine dair belirli ipuçları da verilir. Kurtarmayı başarırlarsa, papalık seçimlerinin yapılabileceğini, aksi takdirde Hristiyan dünyasının uzun yıllar başsız kalacağı söylenir. Tabi bunun için Langdon görevlendirilir.

Victoria ile beraber, Vatikan sokaklarında bir kovalamacaya girişirler. Tarihin gizli sayfalarında bir o yana bir bu yana koşup dururlar. Heykeller, şapeller, kiliseler ve daha birçok şeyin üstesinden gelmeleri gerekmektedir. Tüm bunları yaparlarken birde kendisine ‘’Haşhaşin’’ adını veren katili bulmaları gerekmektedir.

Vatikan Film Çekimlerine Müdahale Eder

Kilisenin yozlaşan yapısıyla alakalı çok ciddi eleştirilerin bulunduğu kitap, Papalık tarafından ciddi şekilde eleştirildi. Dan Brown, diğer kitabı olan Da Vinci Şifresi ile ciddi eleştirileri üzerine toplamıştı. Da Vinci’ye yapılan eleştirilerden dolayı, Melekler ve Şeytanlar filmi çekileceği sırada mekan olarak Vatikan düşünülmüştü. Kilise, Da Vinci kitabından dolayı Dan Brown’a çok kızmıştı. Bu nedenle Melekler ve Şeytanlar filminin çekimine izin vermedi. Hatta Melekler ve Şeytanlar filminin çekimleri sırasında bazı aksiliklerin çıkmasına dahi sebep oldu. Bu nedenle çekimler Vatikan’da yapılamadı.

Bunun bir başka nedeni de, Papa’ya suikast konusunu işlemesiydi. Papa Suikastı dediğimiz, Mehmet Ali Ağca’nın yaptığı suikast değil. Bu suikast, papalığın kendi içerisinde çatışmanın bir ürünüydü. Kilise, her daim başka düşünceleri içinde barındırmıştır. Ancak bu düşünceler toplumsal olmamış, gerçekten bireyin içinde yeşermiş ve ömrünün sonuna kadar orada kalmıştır. Bu da belirli çatışmalara sebebiyet vermiştir. Çünkü kilise, düşünceye katlanamaz. Yapısı gereği bunu yapamaz. Birileri tarafından sorgulanmayı istemez. O nedenle her daim gizli sırları ile beraber ayakta kalmıştır.

İlluminati Yaşıyor

Melekler ve Şeytanlar kitabında işlenen bu sırlardan birisi de şudur; İlluminati örgütünün yapısı…

Hepinizin de bildiği üzere, bir dönem kilise cadı avlarına başlıyor. İnsanlar büyücü denilerek öldürülüyor. Bu da çok ciddi olan, yobaz bir yapının doğmasına sebep oluyor. Bu yapı, haliyle, bilime de karşı bir yapı haline geliyor. İşte bu dönemlerde ortaya belirli örgütler çıkıyor. Dan Brown’a göre, bu örgütlerden birisi de İlluminati’dir. Bu örgüt bilim insanları tarafından oluşturulmuş ve kiliseye karşı bir yapı içerisine girmiştir. Bu konu ile alakalı çok uzun bir yazıyı ilerleyen zamanlarda yazmayı düşünmekteyiz.

Bilim, gerilim, komplo, kilise ve tarih gibi alanlara ait simgelerin harmanlandığı, çok güzel bir kurguya sahip olan bu kitap okunmalıdır. Bu kitabın, üst rütbelerde görevli kişilerin danışmanlığı altında yaptığını unutmamalı, kitabı bu bakış açısıyla okumalısınız.

Kitabı okurken mutlaka notlar alın. Araştırmaya açık bir çok konunun mevcut olduğunu göreceksiniz.

Langdon içeri girip fermuarını indirdi. İşedi. Yüzünde bir gülümseme vardı. Az evvel, papanın altın tahtı olan yere işemişti.   d&r 

Etiketler

wllux

Yeterli zamanım yok deme. Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci’nin de günleri 24 saatti.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı