Kitap

Kuyucaklı Yusuf Kitabı ve Taşra Sessizliği

Kuyucaklı Yusuf konusu ve Sabahattin Ali açısından oldukça önemli detaylar barındıran, trajik bir yaşamın anlatıldığı kitaptır.

Sabahattin Ali’nin ilk kitabı olan bu kitap, büyük bir ilgi görmüş ve günümüzde de bu ilgiyi kaybetmemiştir. Daha önceleri sadece bir öykücü olarak görülen Ali, bu kitabıyla ne kadar büyük bir roman yazarı olduğunu kanıtlamaktadır.

Kitabın genel yapısına hâkim olan ve başlığa ismini veren bir taşra sessizliği mevcuttur. Ahlat Ağacı filmindeki karakterin içerisinde bulunduğu ve film bitene kadar bu sessizliğini bozmadığını izleyenlerin tamamı bilmektedir. Bu kitapta da bu durumu görmek mümkündür. Oldukça trajik bir şekilde başlayan bir yaşamın, oldukça trajik bir sonla biten öyküsünün anlatıldığı bu öykü, gerçekten muazzam detaylar barındırmaktadır.

Trajik son olarak kast ettiğimiz durum, kitabın sonudur. Yoksa kitap hakkında herhangi bir bilgi vermek gibi bir gayemiz bulunmamaktadır. Kuyucaklı Yusuf kısa özet olarak anlatılmalıdır diye düşünmekteyiz. Zira öykünün muazzam oluşu ve karakter analizlerinin yerli yerinde yapılması, Sabahattin Ali’nin yazarlığına olan saygıyı arttırmaktadır.

Biraz abartı kaçabilir lakin karakterlerinin ruh hallerini anlatırken Dostoyevski’nin Suç ve Ceza kitabını anımsatmaktadır. Zira her karakter derin buhranlar geçirmekte, her buhran belirli kararları beraberinde getirmektedir. Öykünün sarsıcılığı yetmezmiş gibi, karakter tahlillerinin yapılış esnasındaki muhteşem dil, anlatılan hikâyeye sıkı sıkıya bağlanmanızı sağlamaktadır. Kitap bittiğinde sizleri bir boşluğa itmektedir.

Kuyucaklı Yusuf Sabahattin Ali’nin en önemli eserlerinden birisidir. Birçok kişiye göre en iyi eseridir. Bu durumda farklı görüşler bulunsa da, kendisine gösterilen değeri hak ettiğini düşünmekteyiz. Kuyucaklı Yusuf ayrıntılı olarak incelenmeyi hak eden bir kitaptır. Hikâyenin karakterleri hakkında ayrı ayrı tahliller yapılmalı, karakterlerin öykülerinin başlangıç ve bitişindeki durumları iyi analiz edilmelidir.

Bu şekilde kitaba daha vakıf olunabilir ve daha net anlaşılabilir. Zira anlatılan şey basit bir öykü değildir. Toplumun içerisinde her gün gezinen insanların öyküsüdür.

Kuyucaklı Yusuf Konusu

Kuyucaklı Yusuf özet olarak şöyle anlatılabilir; Ailesi katledilen Yusuf henüz bir çocuktur. Oldukça sessiz bir çocuk olan Yusuf, ailesinin gözlerinin önünde öldürülmesinin ardından daha da sessiz bir hale bürünmüştür. Çevresinde olan hiçbir olaya tepki verememektedir. Hiç kimse, hiçbir şey, kendisi için bir dikkat unsuru olamamaktadır.

Kuyucak köyünde yaşanan cinayetin ardından olay yerine gelen Kaymakam Selahattin, Yusuf’u çok sever ve evlat almak ister. Ancak eşi bu durumu kabul etmez. Selahattin Bey, otoriter bir tavır sergiler ve Yusuf’u yanına alır. Selahattin Bey’in Yusuf yaşlarında bir kızı vardır. Muazzez oldukça tatlı bir kız çocuğudur. Yusuf, Muazzez ile oldukça iyi anlaşır. Okula gitmeye, okumayı öğrenmeye başlar. Ancak çevresinde hiçbir arkadaşı bulunmamaktadır. Ali adındaki bir çocukla arkadaşlık kuran Yusuf, onu sevse de bu sevgisini belli edemez. Saatlerce boş boş oturan iki kafadar, hiçbir şey söylemeden, tek kelime konuşmadan otururlar ve çevrelerine bakarlar.

Aradan yıllar geçer ve bu iki kafadar ve Muazzez büyür. Bir bayram günü başlarına gelen olayın ardından, hayatlarında belirli değişimler yaşanmaya başlayacaktır. Böylelikle Yusuf’un geçmişinde kalan bazı sayfalar açılacaktır.

Sabahattin Ali, oluşturduğu karakterler ile kurduğu öyküsünü oldukça zengin tutmaktadır. Bu zenginlik, öykü içerisinde yer alan sembollerle sağlanmaktadır. Kuyucaklı Yusuf detaylı bir şekilde incelendiğinde bu durumu net olarak anlamak mümkün olmaktadır.

Bu semboller yardımıyla yapılan toplumsal bir takım eleştiriler mevcuttur. Köy hayatından başlayan serüven, taşra hakkında yapılan eleştirilerle doludur. Karakterlerin belirli özellikleri, taşradan kalan eski gelenekleri anımsatmaktadır.

Şehir hayatına gelindiğinde ise durum daha vahimdir. İnsanların birbirlerine olan güvenlerinin çocukluk yıllarında kaldığını, yaşın ilerleyişinin ardından, her şeyin değiştiğini, bu değişime toplumun da ayak uydurduğunu anlatmaktadır. Toplumun değişimi, her insanın hayatını etkilemekte, yaşanılan yeri, yaşanılan yer olmaktan çıkarmaktadır.

Sabahattin Ali, döneminin en önemli yazarlarını dili ile topa tutmaktadır. İçimizdeki Şeytan kitabında yaptığı Hüseyin Nihal Atsız eleştirisine benzer eleştirileri bu kitabında da yapmaktadır.

Yaşadım Diyebilmek

Yapılan tüm bu eleştirilerin tek bir amacı vardır. Sabahattin Ali, içinde yaşadığı topluma ‘’Yaşadım’’ diyebilmek için yapmıştır bu kadar eleştiriyi. Kendisinin dilini tutabilecek herhangi bir güç bulunmamaktadır. Ki dili, ölümüne giden süreci hızlandıracak, bir suikast sonucu öldürülecektir.

Ancak tüm bunlara rağmen, Sabahattin Ali, anlattığı şeylerle, bu toplumun arasından, insan olmayı başararak ayrılıp gitmiştir. Bu söylediğimiz durum, onun yazarlığına olan saygımızdan başka bir şey taşımamaktadır.

Kuyucaklı Yusuf film olarak uyarlanmış, ancak kitapta verilen etki filmde verilememiştir. Filmdeki yetersizlikler, senaryonun kitaptan bağımsız yerlerinin olması, karakter tahlillerinin iyi yapılamaması ve iyi oyuncuların seçilememesinden kaynaklanmaktadır. Ancak boş vakti olanlar varsa ve filmi de merak ediyorsa izlemesini öneririz.

Siz de kitap hakkında beğendiğiniz veya beğenmediğiniz yerler varsa bunları bizimle paylaşabilirsiniz. Okumayanların veya edebiyata, Sabahattin Ali’ye dair merakı olanların bir an önce alıp okumasını ve üzerine düşünmesini tavsiye ederiz. Şimdiden keyifli okumalar…

Etiketler

wllux

Yeterli zamanım yok deme. Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci’nin de günleri 24 saatti.

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı