Kitap

Kurtlar İmparatorluğu, Grange ve Ülkücülük

Kurtlar İmparatorluğu, Avrupa’da başlayıp, gelişen ve Türkiye sınırları içerisinde noktalanan maceranın anlatıldığı Jean Christophe Grange kitabıdır. Bu başlık altında, birden fazla başlık bulunacak ve belirli konuları, bu başlıklar altında incelemeye gayret edecek, kitabın içerisindeki öykünün, gerçeğe uygun olup olmadığını sorgulayacağız.

Hemen her ülkede, milliyetçilik duygusu yaygındır. Ancak bu duygular, kontrol altında olduğu zaman zararsızdır. Kontrolsüz olduğu takdirde, diğer duyguların yapabileceği gibi, bu duygu da belirli şeyleri köreltebilir ve insanlar yanlış yollara sapabilir. Ülkemizde de oldukça yaygın olan bu duygu, gözlemlediğimiz kadarıyla oldukça kontrolsüz durumdadır. Her millet, halk, kavim veya topluluk, üzerinde yaşadığı toprakları sever. Kimileri bunun için oldukça büyük bedeller de ödemiştir. Mühim olan, yaşadığımız topraklar üzerinde kontrollü bir biçimde yaşamamızdır.

Aksi takdirde, belirli duyguların veya ayrımların bizleri sürükleyebileceği noktayı görmek istiyorsak, etrafımızda olup bitenlere bakmamız yeterlidir. Orta Doğu ülkelerinin neredeyse tamamında bir karmaşa mevcut. Bazılarında İç Savaş olduğu bile bir gerçektir. Bu karmaşanın en büyük sebebi elbette ki Emperyalist devletlerdir. Ancak hiçbir sorunun olmadığı, her insanın huzurlu olduğu bir ülkede, Emperyalizmin yapabileceği hiçbir şey yoktur.

Komşuna öfke ve nefretle bakmıyorsan, onun haklarını gözetiyorsan, kim seni canavara dönüştürebilir ki… İçimizde bir nefret varsa, komşularımızla birbirimize girmemiz için, sadece ufak bahanelere ihtiyacımız vardır. Emperyalizmin yaptığı, tam olarak budur. İstenilen bahaneleri, altın tepsi içinde sunmak…

Kurtlar İmparatorluğu, Avrupa, Orta Doğu ve Türkiye üçgeni içerisindeki kültürel yapıyı ciddi şekillerde eleştiren bir kitaptır. Kurtlar İmparatorluğu kitabının konusunu anlatırken veya yazacağımız cümleleri okurken, bazılarınız rahatsız olabilir. Böyle bir şey vuku bulursa, lütfen sayfayı kapatın, daha fazla moralinizi bozmayın.

Ufaktan başlayalım…

Kurtlar İmparatorluğu Kitap Konusu

Kurtlar İmparatorluğu kitabı, oldukça farklı bir biçimde başlamaktadır. Türkiye’den gelen genç kızlardan bazıları Fransa’da öldürülür. İşlenen her cinayet, kendi içerisinde bir anlatı barındırır. Ancak bu cinayetler oldukça vahşi biçimlerde işlenmektedir. Aralarındaki tek ortak nokta, öldürülen kızların suratlarında olan derin yara izleridir. Kızların yüzleri paramparça edilmektedir. Böyle bir şeyi, kimin yapacağı ise merak konusudur.

Tüm dosyaların birleştirilmesi gerekmektedir. Çünkü cinayetler arasındaki ortak nokta, dosyaları birleştirmeye itmektedir. Bunun için dedektif Paul görevlendirilir. Paul, işin içinden çıkamayacağını düşünür ve yardım alması gerektiğine karar verir. Yardım almak üzere, bir zamanların, sınır ve kanun tanımayan polisi Schiffer’den yardım ister. Schiffer, polislik yaptığı dönemlerde oldukça tanınan ve kendisinden korkulan biridir. Bu nedenle dosya için biçilmiş kaftandır. Sert yapısıyla, kanun tanımamasıyla, suç dünyasının içine dalar. Tabi yanında onu dizginlemeye çalışan Paul ile birlikte…

Kurtlar İmparatorluğu kitabının bu kısmında, devreye ülkücüler girmektedir. Bu noktada küçük bir ara vermekte yarar vardır.

Kurtlar İmparatorluğu kitabında ‘’ülkücüler’’ olarak bahsedilen gruplar, mafyalaşmış, milliyetçiliği bir paravan olarak kullanan insanlardır.

Her ülkede yaygın olan belirli gruplar vardır. Bu grupların başında milliyetçi grup gelir. Bu gruplar kendi aralarında bir ayrım içerisindedir. Türkiye’de bunun yansıması olarak Ülkücüleri görmekteyiz. 80 Darbesi’nin ardından, büyük bir karmaşa yaşandı. Siyasi düşünceler ayırt edilmeksizin, insanlar öldürülmeye, ortadan kaldırılmaya başlandı. Bu dönemlerde yurt dışında çıkan belirli gruplar vardı. Bunlar ‘’taşeron’’ ismiyle bilinirdi. Bu taşeronların tek görevi vardı. Para veya benzeri zenginlikler için, pis işler yapmak…

Yurt dışına çıkan bu grup, zamanla mafyalaşmaya başladı. Bakın, dikkat çektiğimiz nokta, taşeronluk yapan ve milliyetçiliği paravan olarak kullanan insanlardır. Daha sonra bununla ilgili uzunca bir yazı yazma niyetindeyiz.

Bu insanlar, Avrupa’da suikastlar yapmaya başladılar. İnsanlar öldürüldü. Bu insanlarda zengin oldu. Daha sonra yargılama süreci başladı. Avrupa’nın birçok şehrinde yapılan yargılamalar sonucunda, belirli isimler hapis cezası aldı, diğerleri kurtuldu.

Kurtlar İmparatorluğu kitabının içeriğinde bulunan ülkücülük, kısa haliyle budur. Bunda itiraz edilecek bir durum da yoktur.

Yeraltı Dünyası

Schiffer ile Paul, yeraltı dünyasına giriş yaparlar. İnsan hayatının bir öneminin olmadığı bu dünyada, yapmaya çalıştıkları tek bir şey vardır; Suçlu olan insanları yakalamak… Bu dünyada çok farklı bilgiler ile karşılaşacaklardır.

Kitabın içeriği, iki bölüme ayrılmaktadır. Paralel giden iki olay, final kısmında birleşmektedir. İki öykünün, tek bir tema etrafında birleştiğini söyleyebiliriz.

Öğrendiği bilgiler, oldukça ilginçtir. Fransa’ya gelen ‘’ülkücü’’ grup, burada bulunan çetenin üyeleridir. Fransa’ya gelme nedenleri ise, bir kadını aramaktır. Bu kadın hakkında ellerinde yeterince done bulunmadığı için, kadına benzettikleri herkesi öldürmeye başlamışlardır.

Paralel olan olaylar zinciri şu şekildedir;

Anna adında bir kadın vardır. Bu kadın, gündüzleri bir pastanede çalışmaktadır. Evlidir, sıradan bir yaşamı vardır. Eşiyle monoton bir hayat sürmektedir. Ancak bir kaza geçirmiş, hafızasını kaybetmiştir. Bu nedenle, çevresinde olanlarla ilgili, bazen yanılgılar yaşamaktadır. Çevresinde gördüğü insanları, düşman olarak algılamaya başladığı da olmaktadır. Uzun zamandır dikkatini çeken belirli şeyler vardır. Pastane de olduğu vakitlerde, takip edildiği hissine kapılmaktadır. Birilerinin, kendisini izlediğini sanmaktadır. Hatta öyle ki, kocasından bile şüphelenmektedir.

Ancak bir gün çok farklı bir şey olur. Kurtlar İmparatorluğu kitabının dönüm noktalarından birisi, bu farklı şeyin oluşuyla gerçekleşir. Gece vaktidir. Anna uyanır. Yatakta doğrulur, yanında uyuyan kocasına bakar. Ancak yüzünü tanıyamaz. Yıllardır evli olduğu bir adamı tanıyamaması, oldukça gariptir. Kocasının yüzünün değiştirildiğine inanmaktadır. Kafasının içinde bir baskı hisseder, birileri, kocasını ele geçirmiş ve yüzünü değiştirmiştir. Düşündüğü şey tam olarak budur. Anna sessizce kalkar ve kocasının yüzünü inceler. Bir iz aramaktadır. Yüzünün değiştirildiğini ispatlayacak bir iz…

Delirdiğini düşünür, aynada kendi suratını inceler. Yüzünün kenarında, bir iz olduğunu fark eder. Çığlık atmak ister, ancak atamaz. Yüzü değiştirilen kocası değil, kendisidir.

Kaçış

Anna, yüzünün değiştirildiğini fark ettiği anda, kaçmaya başlar. Bu sırada arkasında birilerinin olduğunu fark eder. Takip edildiğini fark eder. İzini kaybettirir. Hafızasının bir kaza sonucu yok olduğunu sanan Anna, kendisini tedavi eden doktora gider. Kendisini tehdit eder. Doktor, yüz değiştirme ameliyatını yapmadığını, zihnin belirli anılarını sildiğini söyler. Anna’nın tehdit ve hafif sert üslubuna dayanamaz ve yaptığı işlemin tam tersini yapar. Zihnindeki anıların yerine gelmesinin ardından, Anna kim olduğunun farkına varır. Yüzünün değiştirilme nedenini de bilmektedir. Yapması gereken tek bir şey vardır. Nefesi kesilene kadar koşmak…

Kurtlar İmparatorluğu kitabı, bu planlardan sonra, bir kovalamacaya dönüşür. İnsanlar öldürülür. Bu soruşturmayı yapan veya herhangi bir sorunun cevabını merak eden tüm insanların akıbeti ölüm olur.

Schiffer ve Paul’un tek görevi, işlenen cinayetleri çözüme kavuşturmaktır. Ancak işleri oldukça zordur. Anna’nın görüştüğü doktor, Anna’nın ameliyatını yapan doktorla görüşme ayarlar. Görüşme günü geldiğinde, iki doktor bir araya gelir. Ancak beklenmedik bir gelişme yaşanır. Birileri tarafından saldırıya uğrayan doktor ölür. Katil, olay yerinden uzaklaşır. Ancak düşürdüğü bir eşya, cinayetlerin tamamının aydınlatılmasına sebebiyet verecektir.

Kurt benzeri bir simgenin üzerinde bulunduğu takı, Paul ve Schiffer’in eline geçer. Paul bu takıyı, hayatının belirli dönemlerine ışık olan bir simgeye benzetir. Oldukça tanıdık gelen bu takıyı inceler.

Kurtlar İmparatorluğu, Türkiye’ye doğru bir genişleme gösterir. Kurtların tamamı Nemrut Dağı’nda bir araya gelirler.  Hayatlarının en büyük sırrı, bu dağda çözüme kavuşacaktır.

Kurtlar İmparatorluğu, Grange’ın –bizim okuduğumuz kitaplar arasında- en iyi sonlardan birine sahip olan kitabıdır. Bu nedenle mutlaka okunmalıdır. Böylelikle, çevremizde yaşanan olaylara daha dikkatli bakabilir, perde arkasında olan olayları daha net görebiliriz.

Bu kısımdan sonra Kurtlar İmparatorluğu kitabından uyarlanan ve aynı ismi taşıyan filmi de inceleyip, yazımızı sonlandıralım.

Kurtlar İmparatorluğu Filmi

Kurtlar İmparatorluğu filmi, Grange’ın aynı ismi taşıyan kitabından uyarlanmıştır. Her ülkenin kendine özgü bir kültürü vardır. Kültür, ülkede yaşanan her aktiviteye sirayet edebilir. Meslekler de buna dâhildir. Bu nedenledir ki, Fransa’da yazılmış olan kitabın, Fransızlara özgü kültürel materyaller içermesi kadar doğal bir durum yoktur.

Sinema, geliştiği günden beri, binlerce olayın, beyaz perde yardımıyla, insanlığa anlatılmasını sağlamıştır. İnsanlık, gelecekten beklediklerini, geçmişte yaşadıkları korkunç veya acı olayları, mutlulukları ve sevinçleri, velhasıl akla gelebilecek her türlü büyük ve küçük sorunlarını sinema sayesinde anlatmaya çalıştılar.

Bu durum, belirli kesimler tarafından, amacından sapılmadan kullanılırken, belirli sınıflar, bu durumu paraya çevirmeye karar verdiler. Dev şirketler kuruldu ve sinema sayesinde, insanlık üzerinde yepyeni bir kültür inşa edildi. Bu nedenle, popüler olan her ürün, sinemalarda sergilenmeye başladı. Ancak yapılan bu durum, belirli sorunları da ortaya çıkardı.

David Lynch, Kafka’ya ait olan Dönüşüm kitabını uyarlamaya karar verir. Yıl 1994’tür. Ancak 2017 yılında yaptığı bir açıklamada şöyle söylemiştir. ‘’Kitabı uyarlamaktan vazgeçtim. Bunun sebebi şudur; Kitap içerisinde, harikulade duran kelimelerin, sinema perdesine, aynı görkemiyle aktarılması mümkün değildir.’’

Mesele tam olarak budur.

Kurtlar İmparatorluğu kitabının uyarlanması büyük bir hatadır. Çünkü riskli bir durum vardır. Kitabın içerisinde, iki kültürün çarpışması mevcut iken, bunu uyarlamak, belirli riskleri de beraberinde getirir. Her ne kadar, oyuncu kadrosu göz alıcı olsa da, kitaptan oldukça geride kalmış bir film yapılmıştır.

Bunun nedeni, kelimelerin, kitapta durduğu gibi durmamasıdır.

Başrollerinde Jean Reno, Arly Jover, Jocelyn Quivrin gibi isimlerin bulunduğu Kurtlar İmparatorluğu filmine geçelim.

Film Geri Kalıyor

Yönetmenliğini, Chris Nahon’un üstlendiği film, oldukça farklı bir yapıya sahiptir. Filmin yarısı, kitap ile birebir aynı olarak ilerlemektedir. Ancak her ne oluyorsa, filmin yarısından sonrası, kitaptan sıyrılarak bambaşka bir noktaya gitmeye başlıyor. Bunun nedeni, yönetmenin, filmi, kitapla benzer tutmaması olabilir. Ancak yapılan bariz hatalar gösteriyor ki, yönetmenin burada yapmış olduğu seçim, kesinlikle yanlıştır.

Kurtlar İmparatorluğu filminin en iyi oyuncusu, hiç şüphesiz, usta oyuncu Jean Reno’dur. Rolü o kadar benimsemiş ki, filmdeki tek iyi yan ne deseler, Jean Reno’nun oyunculuğu denilebilir.

Kitap, kurgusu ve tasvirleri ile kendisine bağlarken, film aynı performansı gösterememektedir. Filmin yarısından sonrasına bağlanmakta problemler yaşayabilirsiniz. Jean Reno’nun oyunculuğunu izlemek istiyorum ve farklı bir film izlemek istiyorum diyorsanız, filmi izlemenizi öneririz. Ancak kitabı çok beğenmiş ve filmden de aynı performansı bekliyorsanız, filmi izlemenizi önermiyoruz. Vakit geçirmek için izleyebileceğiniz, orta düzey bir aksiyon macera filmi olmuş diyerek özetleyebiliriz.

Sektörün, belirli kurallardan vazgeçmesi gerekmektedir. Edebiyat uyarlamalarına son vermeleri ve edebiyatı, başka bir alan olarak bırakmaları gerekmektedir. Her popüler olan kitabın veya muazzam olan edebi metinlerin, sinemaya uyarlanması, her zaman doğru değildir. Sektörün, bu tutumundan vazgeçmesinin mümkün olmadığının farkındayız. Ancak, fikirleri dile getirmek suç değilken, fikirlerimizi dile getirmek istedik. Umuyoruz ki dilediklerimiz bir gün gerçekleşir.
trty

Etiketler

wllux

Yeterli zamanım yok deme. Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci’nin de günleri 24 saatti.

İlgili Makaleler

4 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı