Siyaset ve Teori

George Soros ve Örümcek Ağındaki Dünya

George Soros ismini hepiniz duymuşsunuzdur. Bahsettiğimiz kişi, George Soros… Dünyanın en karanlık adamlarından biridir. George Soros kimdir? Ne yapmıştır? Derdi, gayesi nedir? Türkiye ile bir alakası var mıdır? Gibi sorulara cevap aramaya çalışacağız.

Başlayalım.

Dünya her daim bir değişim içerisindedir. Bu değişimler bazen doğal yollarla, bazen de yapay yollarla olmuştur. Yapay yollarla olan değişimlerden kast ettiğimiz şey şudur; Dünyanın politik olarak değişmesi, şekillenmesidir. Peki, dünyayı kim şekillendiriyor? Başka bir deyimle sormak gerekirse, Dünyayı kim yönetiyor? Bu soru çok komplike bir soru, o nedenle cevabı da bir o kadar karmaşık olacaktır. İnternet ortamlarında dolanan, yüz binlerce veri vardır. Ancak duyarlı bilgi paylaşımının yapıldığı çok az mecra vardır. Bu bilgiler arasında ‘’Dünyayı Yöneten Aileler’’ gibi birçok içerik görmüşsünüzdür. Bu yazımızda, yöneten aileler, yöneten kişiler ve kurumlar hakkında birkaç kelam edeceğiz.

Soros Medyası

Kitle iletişim araçları, kullanılmaya başlandığı ilk günden itibaren, toplumlar üzerinde yapılacak olan manipülasyonlarda bir araç olarak kullanılmıştır. Günümüzde hala etkili bir biçimde kullanılan bu araçlar, sizleri belirli konularda manipüle edebilmek, bir fikri veyahut ideolojiyi tanıtmak için kullanılır. Birkaç örnek vermemiz, bu araçların ne kadar etkili olduğunu anlamanıza yardımcı olacaktır.

Radyo’nun etkili olduğu ilk zamanlara gidelim. Bundan onlarca yıl öncesine. Orson Welles diye bir adam var. Bu adam çok iyi bir yönetmen ve senaristtir. Ancak bu gün konumuz bu değil. Neyse, bu adam bir radyo tiyatrosu seslendiriyor. Seslendirilen tiyatro oyununda, Marslılar, Dünya’yı istila eder. Amerika’da yayınlanan bu tiyatro oyununun ardından, insanlar sokaklara dökülür, dağlara kaçar. Evlerini terk ederler. Çünkü olan şeyi gerçek sanmışlardır.

Medya ve Manipülasyon

İkinci Dünya Savaşı yılları sırasında iktidarların tamamına yakını radyoyu etkili bir biçimde kullanmıştır. Özellikle Nazi iktidarı döneminde, Almanlar tarafından çok ciddi manipülasyonlar yapılmıştır. Bu hileler o kadar etkili olmuştur ki, koca Fransa, bir iki günde teslim olmuştur. Hatta anlatılan meşhur hikâyelerden birisi de şudur; Ruslar, Almanya’ya girdiklerinde, Alman radyolarında, zafer yakındır nidaları atılırmış. Düşmanın, ülke sınırlarından içeri girdiğinden habersiz olan Alman vatandaşları, fark etmeden yenilgi geldi. Kandırılan bu insanlar, arkalarından gittikleri insanların sözlerine güveniyorlardı. Kaybettiklerini, düşman postalları kafalarındayken anladılar. Peki, bu gün durum çok mu farklıdır?

Ufaktan asıl meselemize giriyoruz.

Dev bir yapıdan bahsediyoruz. O kadar büyük bir yapı ki, dünyanın her yerinde örgütlenmiş, sivil bir örümcek ağı gibi her yeri kuşatmış bir yapıdır. Bu yapı şu şekilde kurulmuştur. Dünyanın dört bir yanında, farklı ülkelerde doğmuş, çok zeki öğrenciler, daha çocukluklarında seçilirler. Bunlar için birkaç test vardır tabi ki –İlkokulda yapılan, bizlerinde hatırlayabileceği testler gibi- Bu çocuklara burslar verilir. Daha sonra üniversite çağına gelen bu çocuklara, okuyacakları bölümle alakalı tercihler yapılırken, belirli teklifler sunulur. Bu tekliflerde iyi bir gelecek garantisi, bol maaş, lüks bir yaşam önerilir. İlgili bölümlerde okuyan bu zeki öğrenciler, mezun olur olmaz, bu sivil ağ tarafından kapılır ve iş hayatına atılır. Kullanılan yöntemi bu şekilde anlatmak mümkündür. Bu şekilde, bir nevi kalifiye elaman yetiştirmektedir.

Bu kadar büyük bir yapı, dünyanın her yerine yayılabiliyor. Ancak kimse sesini edemiyor. Peki, bunu nasıl yapıyorlar?

Soros Vakfı

Bu yapı içerisinde birçok farklı isimde, yüzlerce vakıf vardır. Bu vakıfların kuruluş amacı, gittikleri bölgedeki kültürel değişimi sağlamaktır. Kültürel değişim nasıl sağlanır? Yavaş yavaş ilerleyen, devamlı manipülasyonlarla. Bakın, çoğu insanın kavrayamadığı bir durum söz konusudur. Mevzu bahis olan, bir kültürü yüceltmek değildir. Dünya’ya, Amerikan Kültürünü yaymak değildir. Söz konusu olan şey, daha büyük bir tehlikedir. Bu insanların tek bir amacı vardır. Yeni insan tipini oluşturmaktır. Sadece tüketen, toplumdan uzaklaştırılan, ailesine yabancı, teknolojik aletlerin içerisine gömülen, eleştirmeyen, sorgulamayan, düşünmeyen, sadece işine giden, mevcut maaşlarına ses çıkarmayan, asgari ücrete tamah eden, verilen işleri yapan ve onun dışında hiçbir şeyle ilgilenmeyen, yeni bir insan modeli oluşturmaktır.

Bu vakıflar aracılığıyla, bunları yapmaktadırlar. Yapının ne kadar büyük olduğunu, yazımızın tamamını okursanız anlayacaksınızdır. Ancak birkaç örnek vermekte yarar vardır. Soros Vakfı’na ait olan bir kurum, şu anda Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde işlev durumdadır. Peki, aklı başında bir insan bizlere açıklayabilir mi? Macar Yahudi’si olan bir adamın, Güneydoğu’da ne işi var? Sadece yardım etmek için öyle mi?

Bosna’da, Kosova’da, Sovyetler Birliği’nde bu vakıfların tamamı işlev durumdaydı. O ülkelerde olanları da açıklamaya çalışacağız.

Bu vakıflar, dans kulüpleri açarlar. İnsanlar dans etmeye başlarlar. Kültürleriyle hiçbir alakası olmayan, birbirinden farklı danslar öğrenirler. Tahmin edebileceğiniz üzere, buradaki amaç dans öğretmek değil, kültür tanıtımıdır. Burada öğretilen kültür, hepinizin bildiği Yeni Dünya Düzeni kültürüdür.

CIA ve Soros

Amerikalı Diplomat Henry Kissenger ile oldukça yakın olan Soros, bu diplomat üzerinden yaptığı manevralar ile şöyle bir şey yapmıştır. Amerikan Demokrasi Kurumlarından en çok maddi desteği alan kurumlar, medya kuruluşlarıdır. Bunu sağlayan kişi George Soros’tur. Ciddi bir medya gücüne sahiptir. Bu medya gücü ile çok farklı işler yapmayı başarmıştır.

CIA 1980 yıllarına kadar, yaptığı her operasyonu, gizlilik içerisinde yapmaktaydı. Ancak yıl 1983 yılını gösterdiği vakit, dünya farklı bir kavramla tanıştı. Demokrasi Projesi… Bu proje tam olarak şunu kapsıyordu. CIA tarafından yapılan operasyonlar, bu yıldan itibaren medya aracılığıyla yapılacaktır. Artık ülkelere bir operasyon yapılırken oluşturulacak olan zemin, medya tarafından oluşturuluyordu.

Diyelim ki, bir ülkeye CIA tarafından bir operasyon yapılacak. Medya kuruluşlarına tek ağızdan bir karar gider. Bu kararı veren kişi, genelde George Soros’un kendisidir. Sunulan haberler ile ülkedeki yönetim ciddi şekilde eleştirilir. Yerinir. Bu durum öncelikli olarak Amerika’da yaşayan vatandaşlar üzerinde uygulanır. Yapılacak olan operasyon, toplum nezdinde haklı durumda gösterilir. Toplumun ikna edildiğine inanıldıktan sonra, işgal edilecek veya yeniden şekillendirilecek ülke üzerindeki manipülasyonlar başlar. Bunun için, ülkede bulunan vakıflar harekete geçer. Bu vakıfların diğer özellikleri, herhangi bir iç karışıklık çıkartmak, kara para aklamaktır. Bu vakıflar, girilecek ülkenin zeminini hazır bir hale getirir.

Yönlendirilen Toplum

Bunun için etnik kökenler kullanılır. Dini inançlar kullanılır. Mezhepler kullanılır. Bu üç şey üzerinden bir ayrıştırma yapılmaya gayret edilir. Bu gerçekleştirildikten sonra, taraflar silahlandırılır. Birbirlerine kırdırılır. Daha sonra ‘’Özgürlükler Ülkesi Amerika’’ sazı eline alır. ‘’Aa, ne ayıp, ırkçılık ne be, hepimiz dünya vatandaşıyız’’ sözleriyle ülkeye girer. Ülkeden çıktığında –ki girip de çıktığı bir ülke yoktur, varsa da biz bilmiyoruz- arkasında bir milyon kişiden oluşan, bir ‘’Özgürlük Anıtı’’ bırakır. İşte, kültür manipüslasyonu ve işgal bu şekilde yapılır.

Türkiye’de bulunan büyük kanalların tamamı, Amerika, Kanada, Almanya, İsrail vs. gibi ülkelerin yayın politikalarına göre yönetilir. Bu politikalara göre, kanalların bir danışmanı olmalıdır. Bu danışman, kanalın günlük rutinini belirleyen, nasıl olması gerektiğini söyleyen kişidir. Türkiye’de bulunan büyük televizyon kanalları, Amerikalı danışmanlar tarafından kontrol edilmektedir. Bunun hakkında ufak bir araştırma yapmanız yeterli olacaktır.

Bu danışmanların tek bir amacı vardır. Yukarıda saydığımız, işlevsiz toplumu kurmak. Bu adamlar çok ince çalışmaktadır. Her ülkenin farklı bir kültüre sahip olduğunu bilmektedir. Nereden vurabileceğini çok iyi bilmektedir. Bunlara göre bir program sistemi oluşturmuşlardır. Hedefledikleri iki sınıf vardır. Kadınlar ve gençler. Bu iki grubu etkisiz hale getirdiklerinde, ülkenin bir kâğıt gibi buruşturulup, kenara atılacağını iyi bilmektedirler.

Toplum ve Kadın

Kadınlar için yapılan program şudur; Sabah programları, yemek programları, aşk dizileri… Bu üçünden başka hiçbir şey izleyemezler. Bir gününüzü ayırıp kontrol edin. Her kanala bakın. Hemen her saatte şunları fark edeceksinizdir. Bir kanal ne yayınlıyorsa, diğer kanalda bir benzerini yayınlamaktadır. Çünkü çalışmayan kadınların evlerinde olduklarını biliyorlar. Çünkü onların gelişmesini istemiyorlar. Bu kadınların bir şeyler öğrendiklerinde, nesillerine aktaracağını, düşman ülkeye geldiğinde karşılarında duracak bir gençliği oluşturacaklarını çok iyi biliyorlar.  Bu tür programlar yoluyla kadınları, annelerimizi yiyip bitiriyorlar.

Yapılan bir araştırmaya göre, bir kadın, yayınlanan bu programları, bir yıl boyunca izlerse, düşünebilme kapasitesinin yarısını kaybediyor. Yarısını arkadaşlar, kimin hak kimin yalan olduğunu ayırt edebilmeleri mümkün değildir.

Bir diğer hedef ise gençlerdir. Medya, müzik, tiyatro ve daha birçok alanda faaliyetler yürütüyorlar. Yapılan bu ürünlerle, gençlerin zihinlerine belirli mesajlar veriyorlar. Araştırmalar gösteriyor ki, Türkiye’de yaşayan genç kesim arasında ciddi bir depresyon artışı mevcut. Bunun sebebi sürekli olarak maruz kalınan manipülasyondan başka bir şey değildir.

Kontrol Mekanizmaları

Kitle iletişim araçları aracılığıyla, gençlere, intihar, işsizlik, kaygı gibi mefhumlar zerk ediyor. Geleceğe dair bir korku kaplıyor içleri, depresyon durumu başlıyor. Yaşanılan ülkeye dair umutların tamamı bitiyor. Böyle gelmiş böyle gidecek düşünceleri zihinlere pompalanıyor. Bunun sonucunda bizler otomatik olarak kaybediyoruz.

Bir diğer durum ise müzik piyasasında olan hile hurdalardır. Bu abiler düşündüler, dediler ki, insanlar belirli kişilere özenmelidir. Özenmeden yaşayamazlar. Mağara döneminde yaşayan insanların bile özendikleri belirli rol modeller varmış. Bu abiler diyor ki, biz rol modeller oluşturalım. Şarkı söyleyen genç bir kızı piyasaya sürerler. Bunun yanına da bir iki erkek serpiştirirler. Bu insanların yaşıtları olan herkes, bu insanlara özenmeye başlar. Amaçları sadece ünlü olmak, çok para kazanmak, lüks bir yaşam sürmektir. Ancak buna ulaşacak kişi sayısı oldukça azdır. Lüks bir yaşam için çabalanan bir hayat, iki liralık bir ampulün altında son bulur.

Amaçları da tam olarak budur zaten. Düşünmemeniz, hayal içinde yaşamanız istenir sizden. Medya yoluyla bir güzelde pohpohlarlar sizleri, siz böyle üstünsünüz, siz böyle kralsınız diyerek gazda verirler. Bir spiker çıkar, biz vakti zamanında dünyayı fethettik der. Sizden beklenilen tepki şudur; ‘’Biz böyleydik işte, Suriye’yi almamız iki saat’’ Ancak bu tepki yanlıştır. Elbette geçmişte yaptığımız şeyleri okuyacak, ders çıkaracağız. Ancak aynı hataları yapmayacağız. Önümüze bakacağız. Gelişeceğiz. Yenilmemek için bundan başka hiçbir seçeneğimiz yok.

Soros’un Amacı

Öncelikle şunları açıklamak isteriz. Soros diye adlandırdığımız kişi her ne kadar tek bir şahıs olsa da, içinde bulunduğu sistem oldukça fazla sayıda insanın, ailenin bulunduğu bir yapıdır. Bu sistemin kurucuları birkaç ailedir. Bunları basit bir araştırma yaparak detaylı olarak öğrenebilirsiniz. İlerleyen zamanlarda, bu aileler ile ilgili yazılar da yazacağız. Onları da bekleyebilirsiniz. Bu aileler; Rockefeller, Rothschild, Jp Morgan gibi ailelerin başını çektiği bir gruptur.

Bu grupların bir konsey olduğunu varsayalım. Bu konsey, uluslararası bir yapıya sahiptir. Rothschild Ailesi, İngiltere yönetimini elinde tutmaktadır. Öyle ki, İngiliz Kraliçesi’nin bu aileden izinsiz bir şey yapması mümkün değildir.

Rockefeller ise, Amerika merkezli bir ailedir. Bu kıtada olacak olanlar, bu ailenin izinleri doğrultusunda gerçekleşir. Bu ailelerin toplandığı ve dünyadaki ‘’ganimet’’ pastasını paylaştıkları bir konsey vardır. Bu konseyde, adını saymadığımız başka aileler de vardır. İspanya’dan, Fransa’dan, Rusya’dan vs. Bu konseyde, zaman zaman belirli sorunlar çıkmaktadır. Örneğin; Rockefeller diyor ki, balığa gidelim, Rothschild diyor ki, hayır tavuk yiyelim. Böyle bir sorun çıktığını varsayalım. Bu tür sorunların çözümünü gerçekleştiren kişi George Soros’tur. Bir nevi hakem görevi görür.

Amaçları, yeni insanlar oluşturmaktır. Pagan inancına sahip olan bazı kabileler, gökyüzüne mızraklar atarmış. Amaçları Tanrı ile savaşmış. Atacakları mızraklarla, bu savaşı kazanabileceklerini düşünürlermiş. Bu bahsettiğimiz kişi ve ailelerin de, Paganlardan bir farkı yoktur. Lucifer –Işık getiren anlamına gelir, Şeytan’ın diğer adıdır- bunlar için bir liderdir. Amaçları, Lucifer’in istedikleri şeyleri gerçekleştirmektir.

3. Dünya Savaşı

Biraz saçma gelmiş olabilir, ancak mesele şudur. Herkesin beklediği bir savaş var. Buna 3. Dünya Savaşı diyorlar. Bu adamların da inançları var. Amaçları para kazanmak değil. Bu insanların parası zaten var. Dünyanın istedikleri yerinde, istedikleri şekilde yaşamak için fırsatları ve imkânları var. İnandıkları şey, yeni bir insan türü oluşturmak… Sadece onlara hizmet edebilecek insanlar… Büyük Krallıkları kurulduğu gün, geriye kalan insanların tamamı onlara hizmet edecektir. Bu insanlar günümüzün paganları, dünyayı bir grup hasta yönetiyor.

Bu adamların çoğunluğu, Tevrat’a inanıyor. Tevrat, Armageddon Savaşı var. Bu savaşta, dünyada çok büyük bir savaş çıkacaktır. Aytunç Altındal’a göre –yaptığı araştırmaya göre demek daha doğru olur- bu savaş, 2021 yılında başlatılacaktır. Bu savaşın sonunda İslamiyet ve Hristiyanlık, yeryüzünde etkisini kaybedecektir. İnsanlar, bu iki dinden uzaklaşmaya başlayacaktır. Savaş bittiğinde, yeryüzünde din namına herhangi bir unsur kalmayacaktır. Bu savaşın bitirileceği yer, İstanbul’dur. Tüm bu bilgilere, 1871 yılında Albert Pike tarafından yazılan –ki kendisi 33.Derece Mason Üstadı’dır.-  mektuptan ulaşıyoruz.

İşte bu küresel gücün amacı tam olarak budur. Bunun için ülkeleri karıştırmaktan, kan dökmekten, insanları öldürmekten ve ülkeleri parçalamaktan geri kalmamaktadırlar. Ülke başkanlarını, hâkimlerini, ülkelerin anayasalarını düzenleyenleri satın alabiliyorlar. Alamayacakları tek şey, gençliğin düşünceleri olacaktır.

Ülkeler Üzerine Yapılan Manipülasyonlar

Bir ülkede iktidar değişir değişmez, seçilen Cumhurbaşkanı koltuğa oturur oturmaz –veya oturmadan önce- bu adamlar yanında biter. İki tipli bir uygulamaları mevcuttur.

Birinci uygulama şu şekilde olmaktadır: Devletin başına gelecek olan kimse, uzun zaman önce belirlenir. Yetiştirilir. Seçilen bu kişilere belirli eğitimler verilir –dünya siyaseti, dil, adabı muaşeret gibi- Bu kimseler, iktidara getirilir. İktidara getirilmeden önce, kendisiyle bir takım şartlar konusunda anlaşılır. Bu şartların dışına çıkamaz. Polat Alemdar değil kimse, içine sız, sonra bunların planlarını başlarına yık.

Diğer bir durum ise şudur; Dünyanın herhangi bir ülkesinde, bir seçim yapılır. Afrika’nın daha önce insan ayağı basmamış yerlerinde olan ülkelerde dâhildir.  Bu ülkede bir seçim olur ve biri ülkenin başına getirilir. Soros ekibi hemen bu adamın yanında biter. Uluslararası birçok farklı şirketin bir araya geldiği bir ortaklık kurulur.

Ekonomi Sopası

Bu ortaklığın ardından, ülkenin alt yapısal sorunlarıyla alakalı çalışmalara başlanır. Diyelim ki, ülkede havaalanı ve kanalizasyon sistemi yok. Bu ekip, bir araştırma sonucunda, en düşük maliyetle bu işi halledebilmenin yollarını arayıp bulurlar. Ülkedeki tüm eksikliklerin 2 Milyar Dolar’a halledilebileceğini düşünelim. Bu adamların yapmış olduğu ufak kalem oynatmalarıyla, bu hesap 10 Milyar Dolar olarak gösterilir. Tabi bu verdiğim rakamlar sembolik rakamlardır. Çıkarılan sonuçlar, ülkelerin ödeyebileceklerinden oldukça fazladır.

Ülkenin başındaki yönetim bu teklifi kabul ederse, bir daha dönülemeyecek bir tuzağın içerisine çekilir. Çünkü teklifi getiren ekip, vaat ettikleri parayı IMF –İnternational Monetary Fund- Uluslararası Para Fonu- aracılığıyla temin ederler. Para verilir. Vadesi dolana kadar, sabırla beklenilir. Vade dolduktan sonra kapıyı çalmaya başlarlar.

Hacı, biz sana şu kadar para vermiştik, taksit günü geldi de öder misiniz lütfen? Minvalinde bir soru ile karşılarına dikilirler. Tabi ki, borç verdikleri ülkenin bu parayı ödemesine imkân yoktur. Bunun için vadeler uzatılır. Faizle birlikte borç büyür. Borçtan büyük gün gelip çatar.

Ülkenin yöneticisine şöyle bir teklifte bulunulur.

Son Teklif

Bak birader, sen bu borcu ödeyemeyeceksin, gel sen bizim istediklerimizi yap, halkını boş ver, sen ve soyunu Karun gibi zengin edelim derler. Teklif kabul edilmezse, Avrupa Birliği’ne üyesin, orada olan oylamalarda bizim istediğimiz yönde oy kullan be amcaoğlu derler. O da kabul edilmezse, yer altı kaynaklarından pay istenir. Anlaşmaya razı gelinmedi, hiçbir anlaşma yapılamadı. O zaman o ülke başkanı öldürülür, ülkede darbe yaşanır, ekonomik kriz olur.

Kurulan bu sistemle birlikte, onlarca ülke, yol, havaalanı gibi para getirmeyen şeylerle borçlandırılmış ve kontrol altına alınmıştır. Sözlerimize güvenmeyenleriniz, ülkemiz ve diğer ülkelerin tarihlerine kısa bir göz atsınlar. Özellikle Panama’ya bakmanızı öneririz.

George Soros, Manipüslasyonu Nasıl Yapar?

Turuncu Darbe denilen bir kavram var. Bu kavram şunu ifade eder; Bir ülkenin, yavaş, kontrollü bir şekilde çökertilmesidir. Bu çökertme operasyonu, ekonomi ayağı ile başlar. Ekonomide bir yıpranma görülür. Bunun sebebi elbette ülkenin izlediği yanlış politikalardır. Bu yanlış politikaların uygulanma sebebi de Soros’un kendisidir. Soros, İngiltere’yi, dize getirmiştir. Baya meşhur bir olaydır. Aranızda hatırlayanlar muhakkak olacaktır. Bir günde bir milyar dolar kazanmıştır. Bunu yapabilmesi, ekonomi bilimini oldukça iyi bilmesidir. Kendi sözleriyle açıklamak gerekirse ‘’Ekonomide yeni bir şey bulun ve onunla oyun oynayın’’ Bu sözler, ekonomiyi bir oyun gibi gördüğünün, çok iyi bildiğinin kanıtıdır.

Ülkeler olarak gidelim.

Yugoslavya’nın Dağılması:

Josip Tito adında bir adam var. Bu adam asker kökenli, Marksist ve Leninist bir insan evladıdır. Bunun döneminde, Yugoslavya parça parça iken bir araya getirildi. Bir arada bulunan parçalar Kosova, Bosna, Hırvatistan, Karadağ, Makedonya, Sırbistan, Slovenya’dan oluşmaktaydı. Bu bölgelerde farklı etnik gruplar yaşamaktaydı. Tito döneminde bu bölgeler arasında bir birleştirme durumu olmuştu. Ancak, Tito 1980 yılında ölünce ülke birden tam tersine döndü. Mevcut ekonomik gidişat kötüydü. Tito’nun ölmesiyle birlikte tepetaklak edilen ekonomi, uzun yıllar sürecek olan bir İç Savaşı kendisiyle birlikte getirdi.

Tito’nun ölmesinin ardından, diğer bölgelerde sesler yükselmeye başlamıştı. İnsanlar arasında bir ayrıştırma başlamıştı. Televizyon ve radyolarda yükselen sesler, sokağa taşmıştı – Televizyon ve Radyo kanalları Soros’a aitti- 1981 yılında Kosova’da gösteriler yapılmaya başlandı. Daha sonra bu diğer bölgelere de sıçradı. Her yer karışmış durumdaydı, birkaç ay önce bir arada olan halklar birbirlerine girmeye başlamıştı. Durum kurtarılacak boyutu çoktan geçmişti. Daha sonra 1989 yılında, IMF oldukça yıkıcı şartlarla –Buradaki amaç, Yugoslavya’yı bir daha bir araya gelemeyecek şekilde bölmekti- borç verdi. Bu borç 1990 yılında çıkacak olan İç Savaşı engelleyemeyecekti.

Bu dönemde barış çalışmaları yapılmaya çalışıldı. Makedonya lideri Kiro Gligorov ve Bosna lideri Aliya Izzetbegoviç’in yönlendirmeleriyle bir barış görüşmesi yapıldı ancak bu görüşmeden bir sonuç çıkmadı.

Peki, ne olmuştu?

Tek vücut olarak yaşayan halklar, nasıl olmuştu da, birbirlerini öldürmeye başlamıştı?

Yazı içerisinde bahsettiğimiz vakıflar var ya… Hah… İşte onlar yüzünden. Olay şöyle oldu. George Soros, sol cenah ve sağ partiler arasında bir huzursuzluk çıkarttı. Bunun için uğraştı. Bunu başardıktan sonra, manipüle ettiği ekonomiyi çökertti. Bundan sonra halkın sokaklara dökülmesi gerekmekteydi. Vakıflar aracılığıyla belirli örgütler kuruldu, silahlandırıldı. Bunların savaşması sonucunda, uzun yıllar süren savaş nerede bitti biliyor musunuz?

Amerika’da.

Taraflar, Amerika’da bir araya geldiler. Bir anlaşma yapıldı. Bir arada olan halklar bölünmüş, binlerce insan can vermiş, Balkanlar bir daha bir araya gelemeyecek şekilde dağıtılmıştı. İstedikleri şeyi yapmışlardı. İnsanlar bölünebiliyor, birbirlerini öldürmekten çekinmiyorlardı. Ortaya atılan bir kıvılcım, her şeyi yakmaya yetiyordu. İnsanları çok iyi analiz etmişlerdi. Balkanlar bir laboratuvar vazifesi görmüştü. İstedikleri şeyleri denemişler ve istedikleri zaman bitirmişlerdi.

George W. Bush’un Seçilmesi

Harken Energy Corporation diye bir şirket var. Bu şirket, George Soros şahsına ait. George W. Bush’un yönettiği bir petrol şirketi vardı. Bu şirket aracılığıyla ticaret yapan –tabi sözde ticaret, altında nelerin olduğunu söylemeye dilimiz varmıyor- Bush, yaptığı hatalar yüzünden –şirket yönetemez, ülke yönetemez, boşuna dünya da yaşar, k… kaşır- şirketi batırma noktasına getirir. Bu sırada George Soros devreye girer. Şirketin düşen tüm hisselerini satın alır –Canım ya, ne kadar da iyi bir insan- Şirket batmaktan kurtulur. George W. Bush bu krizden, bir milyon dolar karla çıkar.

Bu hamle ile birlikte, George Soros, geleceğin ABD başkanını seçmiştir. Malum olduğu üzere, George W. Bush’un başkan seçildiği, halk seçimlerinde, spekülasyon olduğuna dair söylentiler vardı. Bu söylentiler daha sonra ispatlandı.  Bu spekülasyonların tamamı, George Soros tarafından finanse edildi. Orta Doğuyu karıştırmak isteyen George Soros, bunu yapabilmek için en iyi(!) adamı seçmişti. Başkan yaptırılan Bush, bu sürenin çoğunluğunu tatilde geçirdi. Zira onun yerine ülkeyi yöneten birileri vardı.

George Soros, Sovyetler ve Rusya

Carlyle Group, George Soros dahil birçok ortağın olduğu bir varlık yönetim şirketidir. Bu şirket aracılığıyla kara para aklama, hukuk alanı ile ilgili sorunlar, hukuki alt yapının hazırlanması sağlanır. Bu burada kalsın, geri döneceğiz.

Bir ülkeyi ele geçirmek istiyorsanız, o ülkenin eğitimini ele geçirmeniz yeterlidir. Gelecek olan nesilleri yetiştirmek, gelecekte o ülkeyi sizin yöneteceğiniz anlamına gelir. George Soros ‘’ Açık Toplum ’’ adını verdiği bir hayat görüşüne sahiptir. Bu görüşün propagandasını, gittiği her yerde yapar. 1990’lı yıllara gelindiğinde, George Soros, bu propaganda aracını alıp Rusya hakkında çalışmaya başladı. Amacı, Amerika karşısında durabilecek –Dev şirketlerin- Rusya’yı yıkmaktı. Bunun için çalışmalara başladı.

Rusya’da çocuklara, ilkokuldan itibaren kitap dağıtılmasını kabul ettirdi. Artık ilkokul çocuklarına kitap dağıtılıyor, bu kitaplar George Soros tarafından veriliyordu. Daha sonra, ülkedeki 50.000 Rus bilim çalışanına rüşvetler verildi. Amacı, devlet sırlarının tamamının sahibi olmaktı. Gorbaçov ile arası da oldukça iyiydi. Bu sayede oldukça sağlam ilişkiler edindi. Çok genç yaşta olan Roman Abramoviç’i, Mihail Hodorkovski’yi gibi adamları destekledi. Hatta birkaç görüşe göre, bu genç adamları piyasaya süren kişidir. Amacı, Rusya’yı her daim kontrol altında tutmaktır. Ancak, Putin ile arasının bozuk olduğu bilinmektedir. George Soros vakıfları, herhangi bir tehlike altında kapatılmaktadır. Fetö’nün kurmuş olduğu kurum ve vakıflarda, Rusya’da olası bir tehlike söz konusu olduğunda kapatılmaktadır.

1995 yılında Rusya, George Soros’unda, CIA ile işbirliği içinde olduğunu düşünerek bir operasyon yaptı. Bu operasyonla birlikte, Rusya’da ciddi bir güç kaybeden George Soros, başına gelen bu belayı, yukarıda bahsettiğimiz şirket aracılığıyla def etti. Adam tam bir manyak çıktı Rıza baba.

Tüm bu gücünü kullanarak, Sovyetleri yıkan –son darbeyi vuran- kişi olarak bilinir.

Özgeçmişi ve Hakkındaki Teoriler

Science Foundation –Uluslararası Bilim Vakfı- kurucusu.

Council of Foreign Relation –Dış İlişkiler Konseyi Üyeliği- bu konseye üye olanlardan bazıları şu şekildedir; George W. Bush, Bill Clinton, Al Gore –Nobel Barış Ödülü sahibi Amerikalı Politikacı- Colin Powell-Eski ABD Genel Kurmay Başkanı, İlk siyahi görevli-  gibi, daha niceleri sayılabilir. Bu konsey, Yeni Dünya Düzeni, fikrinin ortaya atıldığı konseydir. Başka bir deyişle, dünyanın yönetildiği merkezlerden birisidir.

World Economic Forum –Dünya Ekonomik Forumu- Üyeliği… Bu forum, Microsoft, Nike, Apple gibi devasa şirketlerin katılımda bulunduğu toplantılardan biridir.

Human Rights Watchİnsan Hakları İzleme Örgütü- Üyeliği-

Bu ve bunun gibi toplulukların tek bir amacı vardır. Dünyayı şekillendirmek.

Teoriler: Tayland Ekonomisini çökertmekle suçlandı.

Sovyetleri yıkmakla suçlandı.

Türkiye’deki ekonomik krizlerin tamamın arkasında gösterildi.

Balkanlardaki karışıklıkların tamamının sebebi olarak gösterildi.

İngiltere’de, devalüasyon yapmakla suçlandı.

Bush’un, kendi etkileriyle seçildiğine inanılmaktadır.

Afrika’da bulunan elmas madenlerinin bir kısmına zorla el koyduğu ve yanında köle gibi çalıştırdığı yüzlerce işçi gerekçesiyle suçlandı.

George Soros ve Türkiye

Türkiye’de şimdiye kadar darbeler, muhtıralar, iç karışıklıklar, kitlesel yürüyüşler görüldü. Görülen bu etkilerin, tamamının arkasında, dolaylı veya dolaysız yollarla George Soros vardır. Bunun nedeni çok açıktır.

Bir dönem, ABD’de bakanlık yapan Condoleezza Rice 2003 yılında şöyle bir açıklamada bulundu.

Rice’a göre Orta Doğu’da bir değişim yapılmalıdır. Rice, 22 ülkenin siyasi rejimlerinin veya sınırlarının değişeceğini ifade etmişti. Bunu ifade ettiğinde, henüz bakan değildi. Bu projenin adı Büyük Orta Doğu Projesi idi… Bu sözlerin ardından, domino etkisiyle, ülkeler birer ikişer yıkılmaya, parçalanmaya başladı.

Bu projeyi gerçekleştirenler, bu ülkeyi bölmek istemektedirler. Dikkat edilmesi gereken nokta şurasıdır; Rusya’da herhangi bir tehlike olduğunda, ilk kapatılan yerler, Fetullah’ın kurumları ve George Soros vakıfları.

Türkiye’de bu kapsam dâhilindedir. Birileri tarafından şekillendirilmek istenmektedir. Neden, Rusya’nın yaptığı gibi yapılmamaktadır?

George Soros, -bizzat kendisine ait- Güneydoğu Anadolu’da, vakıfları mevcuttur. Ne zaman önlemi alınacaktır?

Balkanlara döndükten sonra mı?

Her geçen gün, bir diğerinden daha kötü hale geldiğinde mi akıllanacağız?

Daha önce yaşanılan darbelerden, ekonomik krizlerden neden ders alınmamaktadır?

AKP, ilk defa iktidar olduğunda, George Soros ile neden görüşmüştür?

Tüm bunların cevaplandırılması gerekmektedir. Çünkü gerçekler öyle ya da böyle ortaya çıkacaktır. Ancak her şey geç olduğunda, bunun bir önemi kalmamaktadır.

Bizlere düşen görev şudur; Okuyup, eleştireceğiz. Eleştirip, yazacağız. Merak edeceğiz, araştıracağız, bilimi merak edeceğiz. Bizim olanı kaybetmemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız.

Yararlandığımız Kaynaklar;

Banu Avar George Soros Hakkında

Yarbay Oliver North’un Times Dergisi Yazıları

Banu Avar, Böl ve Yut

John Perkins, Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları

Aytunç Altındal’ın Farklı Yazıları ve Söyleşileri

Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında

Etiketler

wllux

Yeterli zamanım yok deme. Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci’nin de günleri 24 saatti.

6 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı