Kitap

Dostoyevski Suç ve Ceza Kitabı Hakkında

Dostoyevski tarafından kaleme alınan Suç ve Ceza yapıtıyla karşınızdayız.

Sarhoş bir baba ve hasta bir annenin olduğu karanlık bir evde geçen çocukluk evresinden sonra, Mühendislik eğitimi almasına kadar uzanan süreçte, sıradan bir insan olarak yaşantı süren Dostoyevski ve en ünlü yapıtını incelemeye çalışacağız.

Türkiye’de, Ali Lidar, Dostoyevski sayesinde bilinmeliyken, Dostoyevski, Ali Lidar sayesinde bilinmektedir.

Neyse,

Bu yaşantı birden bire değişir ve isim bu günlere kadar gelir. Hükümeti yıkmakla suçlanan Dostoyevski –dışlandığı için Reformcu olan insanların arasına katılır ve yakalanır- kurşuna dizilme cezasına çarptırılır. Daha sonra aniden bambaşka bir gelişme olur ve cezası hapis ve hapisten sonra yapacağı askerlik görevi ile sınırlandırılır. Hapishane yıllarında içine girmiş olduğu ruh hali ile yazmaya odaklanır ve en ünlü eserlerinin temeli hapishane duvarlarının arasında atılır.

Bu gün, hapishane yılları sırasında temellerini attığı, en ünlü eseri olan Suç ve Ceza yapıtını incelemeye gayret edeceğiz.

Rusya’da Çarlık Dönemi’dir. Çarlık dönemi Rusya’sı oldukça fakir, geri kalmış ve halk, üst zümre tarafından ezilerek sefalete ve ölüme terk edilmiştir. Soğuk bir iklim yapısına sahip olan Rusya yaşanan bu sıkıntılarla birlikte insanları da etkilemiş ve buz gibi denilecek bir toplum yapısı oluşmuştur. Bu yapı, karamsar kişiliklerin oluşmasına sebebiyet vermiş, dönemin edebi eserlerinde de bu karamsar yapı dikkat çekmiştir.

Dostoyevski Edebiyatındaki Karamsar Yapı

Suç ve Ceza kitabında da bu karamsar yapıyı görmek mümkündür. Raskolnikov, hukuk eğitimini maddi imkânsızlıklardan dolayı yarım bırakmak zorunda kalmış, yaşadığı rutubetli çatı katında, cebindeki birkaç kuruş parayla geçimini sağlamaya çalışan bir gençtir. Bu genç üzerinden toplum içerisindeki genç nüfusun iç analizleri yapılır ve hukuki eleştiriler yapılır.

Zira toplumu yönlendirmesi gereken kişiler sokaklarda yoksulluk içerisindeyken, hiçbir yeteneğe sahip olmayan insanlar, geriye kalan insanları yönetip onları, acımasız bir akıbetle baş başa bırakmışlardır. Raskolnikov bu durumdan oldukça rahatsız olmuş ve toplumun değişebileceğine dair olan umudunu yitirmiştir. Zira hukukun, daha doğrusu adaletin olmadığı toplumlar çökmeye veya sindirilmeye mahkûmdur.

Bu karamsarlık altında yaşayan insanlar, diğer insanların yaşamlarına değer vermemeye başlar. Çünkü insan, kendisine yapılan kötülüğü başkasına yapma eğilimi taşır. Bu eğilim belirli zamanlarda belirgin hallere bürünür ve insan içindeki kötülüğü ortaya çıkarır. Bazen de insan, çelişkili bir ruh haline bürünür. İyi bir insan iken en kötü fiili ‘’iyilik’’ gayesiyle yapar.

Raskolnikov, ikinci sıradaki insan tipine örnek olarak verilebilir. Zira Raskolnikov, birkaç kez borç aldığı tefeciyi öldürmeye karar verir. Çünkü bu tefeci –Raskolnikov’un düşüncelerine göre- borç ve faiz kuralını uyguladığı için, insanlara zarar vermektedir.

Bu tefeci üzerinden döneminin sosyal yapısına birkaç eleştiri daha gönderir Dostoyevski. Zira bu karakter, zengin insanların, para ile para kazanma yolunda girmiş oldukları ahlaksız yolları ifşa etmenin en iyi örneğidir. Her ülke borç ile yönetilebilir, her insanda öyle. Çünkü borcu olan ödün vermeye başlar. Alacaklı olana verilen ödünler, başka ödünlerin yolunu açar. Bu ödünler en son kişinin her şeyini istemekle son bulur.

Hukuk eğitimi almış bir karakterin, insanların iyiliği için suçlu gördüğü bir insanı öldürmeye karar vermesi oldukça farklı bir karşıtlığın gün yüzüne çıkmasını sağlamaktadır. Hukuk ve insan öldürmek –en azından teoride- insan hayatına değer vermekle başlar ve biterken, bu eğitimi almış kişi tefeciyi gözünü kırpmadan öldürür ve elindeki tüm parayı alır.

Cinayet ve Vicdan Bağı

İşlenen bu cinayetin ardından Raskolnikov, bir şeyi hatırlar. İnsan olduğunu ve bir vicdana sahip olduğunu…

Rus Edebiyatı tasvir ve yapılan psikolojik analizleriyle bilinir. Dostoyevski bunu en iyi yapan yazarlardan birisidir.

Bu süreçte Raskolnikov’un içine girdiği ‘’vicdan azabı’’ o kadar etkileyici tasvirlerle yapılmaktadır ki, hayran kalmamak elde değildir. Raskolnikov bu durumdan kurtulmak için –vicdanını rahatlatmak için- bir şeyler yapar. Bir hastaya yardım etmek veya yoksul insanlara çeşitli yardımlarda bulunmak gibi şeyler yapar. Ama bu durumdan kurtulamaz. Çünkü insan öldürmek vicdan canavarını dışarı çıkarmıştır, bundan kurtulmanın tek yolu ölmektir. Raskolnikov bu yolu seçmek yerine, yaptığı şeyleri birine anlatır. Ama buda herhangi bir çözüm getirmeyecek ve vicdanı ile baş başa kalmaktan kurtulamayacaktır.

Kitabın içerik bakımından dini yönü ağır basmaktadır. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Rusya’da olan katı dini eğitimin etkisi, dinin insan öldürme konusunda sert kurallarının bulunması ve Dostoyevski’nin hapis yıllarında içine düştüğü yalnızlık durumundan kurtulmanın yolu olarak dini seçmiş olması olarak sayılabilir. Bu sığınma durumu elbette ki yazdığı şeyleri etkilemiş ve eserlerinde kendisini göstermiştir.

Raskolnikov’un işlediği cinayet sonrasında, tıpkı Dostoyevski’de olduğu gibi dini düşünceleri gelişir ve kurtuluşunu beklemeye başlar.

Bir toplumu ve yapısını anlamak için bu kitap mutlaka okunmalı ve içinde yaşadığımız toplumla karşılaştırmalar yapılarak belirli toplumsal analizler yapılmalıdır.

Bir alıntı ile bitirelim.

Hiçbir suçlu, kendi öz mahkemesinde beraat edemez. ppp  ccc

Etiketler

wllux

Yeterli zamanım yok deme. Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci’nin de günleri 24 saatti.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı