Kitap

Aylak Adam Kitabı ve Beklentilerle Dolu İnsan

Aylak Adam, Yusuf Atılgan tarafından yazılan oldukça farklı bir toplum portresi çizen muazzam bir kitaptır.

Aylak Adam, Yusuf Atılgan’ın hayatından birçok iz taşımaktadır. Atılgan, bir toplum portresi çizmektedir. Bu toplumu bir karakter üzerinden vermeyi başaran Atılgan, kendisinden önce yapılmamış bir şeyi başarmaktadır. Bir karakterin psikolojik durumu üzerinden, döneminin toplumsal ve siyasal olaylarına değinen yazar, bu işte ne kadar iyi olduğunu kanıtlamaktadır.

Aylak Adam konusu itibari ile oldukça farklı bir eserdir. Buna gelmeden önce, kitapta anlatılan topluma dair birkaç şey söylemek istiyoruz.

Toplum içerisinde yaşayan her insan, hayata dair bir beklenti içerisindedir. Bu beklentiler, bazı durumlarda çok büyük olurken, bazı durumlarda oldukça minimal hale gelebilmektedir. Ancak değişmeyen tek şey, insanın beklenti içerisinde olmasıdır. Bu durum üzerinden yola çıkan Yusuf Atılgan, kendi hayatından neyi beklediğini merak etmiş ve yola çıkmıştır.

Karakterlerin her biri, özellikle başkarakter Bay C bir yolcu olarak sayılabilir. Hayatında edindiği amacın üzerine doğru yürüyen bir yolcu… Bu yolcunun aradığı tek şey, bir yol arkadaşıdır. Bu yol arkadaşını hayatı boyunca aramış ancak bulamamıştır.

Taşra konusunda bir hayli yetenekli olan Yusuf Atılgan, yazdığı Anayurt Oteli öyküsüyle bizlere çok farklı duygular yaşatmıştı. Bu duygular çok katmanlı hallerde olup, yer yer Sabahattin Ali esintileri uyandırmaktadır. Sabahattin Ali’de yazmış olduğu eserlerde birkaç farklı katman oluşturmakta, her katmanda belirli düşüncelerini dile getirmekteydi. Yusuf Atılgan’ın en önemli yapıtı olarak gösterilen Aylak Adam kitabı da aynı düstur üzerine kurulmuştur.

Bu yapıyı hemen her sayfa anlayabiliyoruz. Bizlere bir aşk hikâyesi, daha doğrusu aşkı arayış hikâyesi sunan Atılgan, bunun yanında taşraya ait düşüncelerini dile getiriyor, taşra da ağa olan ve tek amacı öküzlerinin ne kadar iyi olduğunu herkesin bilmesini isteyen Sarı Çizmeli Mehmet Ağa’ya kadar değinmektedir.

Aylak Adam Konusu

Kitabın içerisindeki her olay, bir öncekinden daha gariptir. Her olayın belirli başlangıç ve bitiş noktaları vardır. Karakterimizin herhangi bir ismi yoktur. Yusuf Atılgan nedendir bilinmez, yazdığı bu ilk romanında karakterine bir isim vermeyi tercih etmez. C diyerek edebiyat dünyasına giriş yapar. C. tam bir aylaktır.

Babası bir hayli zengin olan C. babasının ölümünün ardından tek başına kalır. Mal varlığı hayat boyu kendisini idame ettirebilecek kadar çoktur. Bu nedenle çalışmak veya eve ekmek götürmek gibi bir derdi yoktur. Bu nedenle bir gelişme yaşanır ve topluma doğru bir karşı duruş sergilenmeye başlar.

Toplumun oluşturmuş olduğu ahlak kurallarının hiçbiri, C’ye göre değildir. İçinde her geçen gün büyüyen derin bir boşluk vardır. Bu boşluğun nasıl dolacağı konusunda belirli fikirleri vardır.

Bir erkek veya bir kadın, yalnız olarak yaşayamaz diye düşünmektedir C… Ona göre hayattaki her insan, yanında bir şeyleri veya birilerini ister. Toplumun hayattan beklediği şeyler iş güç, daha iyi bir ev, daha iyi bir araba iken, C’nin –belki de böyle bir şeye ihtiyacı olmadığı için- beklediği tek şey bir kadındır. Bu kadını bulmak için yola çıkan karakterimiz, karşısına çıkan kadınlarla, içinde bulunan boşluğu ortadan kaldırmak istemektedir.

Ancak bu konuda başarılı olamaz ve karşısına çıkan her kadınla birlikte, biraz daha içine kapanık biri haline gelir ve bu arayışına son verir. Ta ki bir gün karşısına, hiç beklemediği bir anda, mavi yağmurluklu bir kadın çıkar  ve tüm aradığını bulduğunu düşünür. Kadının peşinden koşar, ıslak caddelerin arasında kaybolup giden hayatının aşkına uzaktan bakar. Köşeyi döner. Hayatının tek amacı vardır. O kadını bulmak.

Aylak Adam konusu itibari ile garip nüanslar barındırmakta ve okuyucunun dikkatli bir şekilde okumasına ve hayata dair düşüncelere bürünmesine yol açmaktadır. Edebiyatseverler için mükemmel bir yapıt olan bu eser, mutlaka okunmalı ve okutturulmalıdır.

Yağan Yağmur’da Yalnız Başına

Aylak Adam inceleme ve analiz yapıldığında, birçok farklı katmandan oluştuğunu daha ilk sayfalarından belli etmektedir. Her okuyucu için farklı bir tat uyandıran bu ince kitap, birçok hayatın değişmesine sebep olmuş ve edebiyatımıza çok farklı ve mükemmel kitapların kazandırılmasına sebep olmuştur.

Tek başına olan bir adamın, gittikçe yalnızlaşan ve bireyselleşen bir toplumun tam ortasında, her birinin gözünün içine bakarak, yaşamını idame ettirmesini konu alan Aylak Adam, hayatınızda bir yerlere dokunacağına garanti edeceğimiz türden bir kitaptır.

Beklentilerin ve isteklerin alınmaması ve alınamaması durumunda yaşanacakları da konu alan Aylak Adam, aylak aylak sokaklarda gezen bir adam üzerinden, bir toplumun en uç noktalarına kadar eleştiriler barındıran muazzam bir kitaptır.

Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaydaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kim zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine; sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. Herkesin, “Veli ağanın öküzleri gibi öküz, yoktur.” demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!

Etiketler

wllux

Yeterli zamanım yok deme. Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci’nin de günleri 24 saatti.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı