Kitap

Alamut Kalesi Kitabı ve Kartal Yuvasına Yolculuk

Alamut Kalesi kitabı, birçok farklı konunun bir araya gelmesiyle ortaya çıkan, muazzam detaylara sahip harika bir eserdir.

Tarihi kurgu olarak adlandırabileceğimiz türe girecek olan bu eser, Hasan Sabbah, Nizamülmülk ve Ömer Hayyam gibi isimler üzerine yoğunlaşan bir eser olsa da, esas birikimi, kanlı bir sahnenin kendisinden alır.

Kitabın içerisinde yer alan birçok unsur, gerçek ile uzaktan yakından alakası olan şeyler değildir. Ancak tarihi kurgu olarak nitelememizin sebebi de tam olarak bu alakasızlıktan gelmektedir. Kitaptaki birçok karakter ve unsur Vladimir Bartol tarafından fanteziye dönüştürülmüş şeylerdir. Ancak olay örgüsünün kuvvetli oluşu, karakter gelişimlerinin yerli yerinde yapılması, kitabın muazzam detaylara sahip olduğu gerçeğini değiştirmez.

Tarih kendi içerisinde birçok farklı unsuru barındırmaktadır. Birçok katil, birçok kahramanı içerisinde barındıran tarih, yer yer çelişkili bir hale gelmekte, karakterler hakkındaki düşüncelerimizde bizleri yanıltmakta veya ikilemde bırakmaktadır. Birçok kişi tarafından hain olarak tanınan Nizamülmülk, birçok kişi tarafından da bir kahraman olarak görülmekte, eğitime verdiği önemden ötürü farklı bir gözle bakılmaktadır.

Tarihteki hemen her şahıs için iyi veya kötü düşünen kesimler vardır. Ancak Semerkant kitabının aksine bu kitap daha farklı bir yaklaşım sergilemektedir. Semerkant’ta yazarın yoğunlaştığı karakter Ömer Hayyam karakteriyken, Alamut Kalesi Hasan Sabbah karakterine odaklanır. Olayların işleyiş şekilleri, Hasan Sabbah’ın kurduğu tarikat üzerine yoğunlaşır. Bu durum kitap içerisindeki yapının aksiyonunun dozunu ayarlarken, daha dikkatli bir şekilde yoğunlaşmayı ve dikkatle okumayı sağlamaktadır. Kitap içerisinde yer alan ana karakterler üzerine araştırma yapmanızı, tarihteki yerlerini incelemenizi tavsiye ederiz.

Söylediğimiz gibi kitap içerisinde yer alan belirli bölümlerde ve karakterler arasında yaşanan olaylar arasında muhteşem tarihi yanlışlar vardır. Ancak okuduğunuz kitabın bir kurguya sahip olduğunu, hayal gücü kullanılarak yazıldığını kavrayarak okuduğunuzda herhangi bir problem kalmamaktadır.

Bu şekilde okuyarak daha fazla zevk alacağınızı tahmin etmekteyiz.

Alamut Kalesi Özet

Alamut Kalesi özet olarak şu şekilde yorumlanabilir. Her ihanet sevgiyle başlar. Ya da dostlukla… Bu sözler etrafında şekillenen bir olay örgüsü ile karşı karşıyayız. Üç karakter okul çağlarında bir araya gelir. Bunlar Hasan, Ömer ve Nizam’dır. Bunların tamamı okuldayken birbirlerine söz verirler ve bir daha ayrılmayacaklarına, arkadaş kalacaklarına dair bir anlaşma yaparlar. Bu anlaşmayı bozmayacaklarına dair yeminler de ederler.

Ancak sözler unutulur ve üç yaşam bir daha birleşmemek üzere ayrılır. Aradan zaman geçer ve Nizam vezir olur. Açtırdığı medreseler ile hem ilmi hem de dini eğitimin aynı anda verildiği devasa medreseler yaptırır. Oldukça kuvvetli ve kendisinden korkulan bir adamdır. Aynı zamanda kendisine duyulan saygıdan da söz etmezsek haksızlık etmiş oluruz.

Ömer ise farklı bir yaşam sürmüş ve bilime odaklanmıştır. Matematik alanında oldukça kabiliyetlidir. Bu yeteneğini belirli formüller ve icatlar yaparak kullanır. Daha sonra ise farklı bir hal alan Ömer Hayyam hakkında birçok yanlış ve eksik bilgi ortaya atılır.

Hasan ise bambaşka bir yola girer. Nizam ile aralarında çıkan anlaşmazlıktan sonra, Alamut Kalesi hikayesi başlar. Haşhasi tarikatı kurulur. Hasan Sabbah insanları kandırır ve cennetin anahtarının kendi elinde olduğunu söyler. Yanındaki müritleri haşhaş içirerek Alamut’un arkasındaki bahçelere yollar ve burayı cennet olarak gösterir. Kendisine inanan müritleri aldıkları her emri koşulsuz ve şartsız olarak yerine getirmeye başlarlar.

Otuz yıl süren bu süreç içerisinde onlarca suikast yapılır ve önemli devlet adamları tek tek öldürülür. Hasan Sabbah kurduğu teşkilatla devlet üzerinde korku salmayı başarmış ve hayatını Alamut Kalesi’nde geçirmiştir.

Kitaba göre Ömer Hayyam ile araları bozulmamış ve nadir olsa da görüşmeye devam etmişlerdir. Tabi bu durumun gerçekliği hakkında elimizde bir belge olmadığı için herhangi bir yorum yapmamız mümkün değildir.

Korku, İktidarların Vazgeçilmezidir

Alamut Kalesi bir korku iktidarını anlatmaktadır. Devletleri kontrol altında tutmak isteyen bir adamın korku duygusunu yayarak istediği şeyleri elde etme mücadelesi, Alamut Kalesi ana fikri olarak sayılabilecek türdendir.

Üç arkadaşın –her ne kadar kurgusal olsa da- kitapta anlatılanları yaşadığını düşünmek, tüylerinizin ürpermesine sebep olacaktır. Çocukluk evresinde, henüz masum kimselerken birbirlerine verdikleri sözler, ilerleyen yaşlardayken ve karakterlerindeki oturmuşluk tamamlandıktan sonra değişmeye, bir süre sonra unutulmaya başlanır. Ardından ortaya çıkan şey kan ve gözyaşından başka bir şey değildir.

İnsanları manipüle etmeyi başaran bu insanlar –kimi yalanla, kimi okulla, kimi bilimle- oldukça farklı olayların yaşanmasına sebep olmaktadır. Her şey dünya hayatı içerisindeki zenginliklerin paylaşımı adına yapılan şeylerden ibarettir. Aradan geçen bin yılın ardından, bu gün hiçbir şeyin değişmediğini görmek, hataların tekerrürünü ve korkunun günümüzde de iktidarlar tarafından kullanıldığının en büyük kanıtıdır.

Alamut Kalesi film olarak uyarlandı mı? Bu konuda herhangi bir bilgimiz yoktur. Sağlam bir kadro ve yönetmen tarafından uyarlanmış ise, izlemenizi tavsiye ederiz.

Ancak tüm bunlardan önce Alamut Kalesi kitabını okumanızı tavsiye ederiz.

Etiketler

wllux

Yeterli zamanım yok deme. Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci’nin de günleri 24 saatti.

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. “Git buradan evlat! Oku, dünyayı tanı. Hiçbir şeyden korkma. Her türlü önyargıdan uzak dur. Hiçbir şeyi aşırı yüceltme gözünde. Hor da görme. Her şeyi araştır. Cesur ol.” Yanlis hatirlamiyorsam Alamut Kalesinden bir alinti notlarimda buldum. Cok güzel bir yazı olmuş. Kitabi tekrar okumaya karar verdim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı