Film

Ahlat Ağacı Filmi ve Yok Eden Yalnızlık

Ahlat Ağacı, 2018 yılında vizyona giren, ulusal ve uluslararası çevrelerde oldukça beğenilen, bir Nuri Bilge Ceylan Filmidir.

Bu yazımızı okumadan önce, başka bir film analizimiz olan Alita’yı okuyabilirsiniz.

Türkiye’de ciddi bir kitle mevcut…

Bu kitle, sinemada belirli kuralların değişemeyeceğine inanıyor. Daha basit anlatmak gerekirse, iyi işler yapan insanların yaptığı her işin iyi olacağına inanıyorlar. Sakın yanlış anlaşılmasın, film kötü veya iyi diye bir yargı ile başlamayacağız. Zaten pek az film, iyi veya kötü diye nitelendirilebilir. Çünkü sinemada ki anlatı unsuru yönetmenlerin ve senaristlerin tercihlerine göre değişiklik gösterebilir.

Bu gün Ahlat Ağacı filmi hakkında konuşmaya gayret edeceğiz. Bu yaptığımız paylaşımla birlikte, gördüğümüz kusurları ve güzellikleri birlikte anlatmaya çalışacağız. Filmin içeriği hakkında bilgi vereceğimiz için, filmi izlemeyenler var ise, yazıyı okurken vereceğimiz bilgilerden dolayı bizleri mazur görsün.

Ahlat Ağacı Film Konusu

Ahlat Ağacı
Ahlat Ağacı

Sinan, sınıf öğretmenliğinden yeni mezun olmuş, yazdığı kitabı bastırmak isteyen, edebiyat ile haşır neşir olan bir gençtir. Memleketine döner dönmez, yazdığı kitabı bastırmak için bir mücadele içine giren Sinan’ı çok büyük sorunlar beklemektedir.

Öncelikle şunları söylemeliyiz ki, senaryo yazarken –ki bunu Nuri Bilge gibi bir adama öğretmek gibi bir derdimiz ve onun kadar bir bilgi birikimimiz de mevcut değildir- belirli kurallar vardır. Bu kurallar öyle kurallardır ki, herhangi birinin olmaması ciddi sorunlar doğuracak, filmin gidişatını olumsuz yönde etkileyecektir.

Az önce belirttiğimiz gibi, bu kuralları Nuri Bilge’nin öğrenememiş olması mümkün değildir. Bu kurallardan biri ‘’Başkarakter filmde büyük bir sorun ile karşılaşır, bu karşılaştığı sorunu çözmek üzere harekete geçer, attığı her adımda başına gelen olaylar, bir öncekinden daha büyük olmalıdır’’ kural gayet açık öyle değil mi?

Ahlat Ağacı filminde bir karmaşa mevcut. Karakterin uğraştığı problem ‘’kitap bastırma’’ adı altında özetlenebilir. Ancak bunun için kendisine gereken paranın 1500-2000-3000 TL gibi bir tutar olması, ortaya çıkan ‘’büyük sorun’’ kuralının pek ciddiye alınmadığını göstermektedir. Denilebilir ki, kişiden kişiye değişebilir, kimi bir yemek masasında bırakır o parayı, kimi de bir lira bile bulamaz. Gelecek olan bu tepkiler kesinlikle doğrudur. Ancak, filmin içerisindeki yapıdan bahsediyoruz. Film öyle bir yapıda ki, Sinan karakterinin o parayı bulması için onlarca yolu var. Ancak bu yollardan hiçbiri kullanılmamaktadır. O nedenle bu rakamın biraz daha yüksek olması daha iyi olabilirdi diye düşünüyoruz.

Ahlat Ağacı Filminin Teknik Sorunları

Ahlat Ağacı filmindeki bir diğer sorun teknik sorunlardır.

Ahlat Ağacı
Ahlat Ağacı

Film çekerken belirli bir ekip kurulur. Bu ekip belirli alanlarda, kendilerine düşen görevleri gerçekleştirir ve ortaya çıkan ürüne film denir.

Nuri Bilge’nin genel özellikleri arasında yer alan diğer bir özelliği şudur; Az ekip, daha verimli iş.

Bu filmde kaç kişilik bir ekip mevcuttu bilemiyoruz. Ancak gördüğümüz kadarıyla teknik sorunlar baya mevcut. Ağaçlara çarpan kameralar, set ekibinden birilerine ait olduğunu düşündüğümüz, alakasız yerlerden çıkan eller. Devamlılık –Oyuncunun yaptığı şeyler farklı kameralarla çekilir. Kurguda bu görüntüler, hatasız bir şekilde bir araya getirilir. Devamlılık, oyuncunun yaptığı hareketlerin tutarlı olmasına verilen isimdir- ile ilgili onlarca sorun mevcuttu. Nuri Bilge’nin bir diğer sorunu da gün yüzüne çıkmış oldu. Kurguyu ben yaparım diye tutturuyor diye düşünüyoruz. Yanlış yapıyorsun işte hocam, onlarca teknik sorun var filmde, deme hakkını veriyorsun bizlere bu şekilde. Bilen birileri ile çalışman oldukça doğru olmaz mıydı?

Karakter ve Konu Kopuklukları

Ahlat Ağacı
Ahlat Ağacı

Ahlat Ağacı filmindeki bir diğer sorun, karakter analizlerinin iyi yapılamamış olmasıdır. Karakter analizini yapabiliyoruz. Ancak bunu yaparken bir karmaşa yaşıyoruz. Karakterlerin tamamı farklı şekilde stilize edilmiş, yapılan her sekans birbirinden bağımsız olduğu için, karakterlerin analizlerini yapmak daha da güçleşiyor. Bunun nedeni, sanıyoruz ki Nuri Bilge’nin senaryoya derinlikli bir yaklaşım yapamamasıdır. Akın Aksu’nun yapmış olduğu hatalar da olabilir.

Filmdeki başka bir sorun bize göre şudur. Filmde bir kopukluk mevcut… Bu kopukluk sekanslar arasında kendisini o kadar belli ediyor ki, ister istemez şaşırıp kalıyoruz. Sekanslarda bahsedilen konuların büyük kısmı eksik kalmış, bir sonuca bağlanmıyor. Diyalog başlangıçlarında verilen replikler bir anda unutuluyor. Saydığımız tüm bu şeyler, filmin bir bütün olarak birbirine bağlanamamasını sağlıyor. Bu kopukluk son yarım saat için geçerli değildir. Belirtmeden geçmeyelim.

Anlaşılan baya bir dayak yeme ihtimalimiz var bu yazıda ancak devam edeceğiz.

Filmdeki oyuncu seçimleri çok çok yanlış yapılmış diye düşünüyoruz. Nuri Bilge’nin en sevmediğimiz özelliklerinden biriside budur. Filmde tanınmadık veya rol ile alakasız yüzlerin oynaması. Yani neyi ispat etmek istiyorsun sen? Tüm dünyaya iyi bir yönetmen olduğunu ispatlamadın mı? ‘’Yeteneğe gerek yok ben hallederim’’ bakış açısıyla sinema yapılmaz. Eğer yapmaya kalkarsan, en iyi filmini böyle batırırsın. Doğu Demirkol neden diye sorduk filmi izlerken. Sakın yanlış anlaşılmasın, biz adam rezalet oynadı demiyoruz. Ancak yapamamış diyebiliyoruz. Çünkü gerekli alt yapının kendisinde olmadığını hemen her sahnede, ağzının o gereksiz oynamalarında gösteriyor. Karakteri iyi özümseyememiş. Yaşatılamayan karakter böyle yarı ölü bir şekilde yerde sürüklenir ancak. Köylü kızı diye seçilen oyunculuğuna hiç girmiyoruz. İyi oynamasına rağmen, Murat Cemcir –soy ismi umarız budur- bazı sahnelerde oldukça farklılaşıyordu.

Diyalog ve İmgeler

Ahlat Ağacı
Ahlat Ağacı

Ahlat Ağacı filmindeki diyalog yazımları ve sahnelerde kullanılan imgeler hakkında bir iki söz edelim.

Bak güzel ağabeyim. Sinemada sorunlar gösterme yoluyla anlatılır. Sorunlar eğer anlatılamayacak gibiyse, birkaç küçük diyalog yazılır ve sahne desteklenir. Eğer illa dünyaya bakış açını dile getirmek istiyor isen bunu sahnenin içine mükemmel bir şekilde yedirmen gerekir. Bu filmde diyalogların tamamına yakını –özellikle Doğu Demirkol’un verdiği repliklerde bu vardı- oldukça mekanik bir şekilde dile getirilmiş. Sahnenin içerisine o dünya görüşü yedirilememiş. Hâlbuki Kış Uykusu filminde bu o kadar güzel işlenmişti ki, tüm dünya şaşkınlık içerisinde izlemişti. Ancak sen getirip kâğıttan okur gibi diyalog verdirirsen elinde patlaması kaçınılmaz bir hale gelir.

İmgelere gelecek olursak, Nuri Bilge yapacak bir şey bulamadı diye düşünüyoruz. Tarkovski’ye olan saygını herkes biliyor ancak yeter. Cidden yeter. Kullanılan bebek imgesi, tamam anladık, karakterin içindeki çocuğu temsil edebilir, insanın özünü temsil edebilir, yaşamın geldiği noktayı ve gideceği noktayı anlatabilir. Ancak bunu kullanım şeklinden iyice sıkıldık. Çünkü bir filmde olması gereken şeyler eksik ise, karakter analizi iyi yapılamıyor ise, diyalog yazımında bir hata var ise, oyuncularda bir hata var ise, Tarkovski’den bir şeyleri göstermen senin iyi bir film çektiğin anlamına gelmiyor.

Taşra hayatına dair filmler çeken Nuri Bilge, diğer filmlerine göstermiş olduğu özeni bu filminde gösterememiştir. Ayrıca bir yönetmenin filminde anlattığı derdin aynısını kendisinin yapması da oldukça büyük bir ironidir.

Bakanlık ve Nuri Bilge

Edindiğimiz bilgilere göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı, sinemayı desteklemek adına ayrılan bütçenin yarısını Ahlat Ağacı filmine vermiş. Bu da nerden bakarsanız 10 Milyon TL gibi bir tutar etmektedir. Filmin içeriğinde barındırdığı ‘’İki Üç Bin lira verir misin?’’ sorunu bu haberle birlikte iyice gölgelenmiştir. Sen gerçekten ne yapıyorsun? Sinema sadece bir anlatı aracıdır. Doğrudur. Ancak anlattığın ile yaşadığın arasında bir uçurumun olması, söylediğin her şeyi geçersiz kılar. Neyse, herkes yedi yiyeceği kadar. Ahlat Ağacı filmini çekiyorum diyerek sen de yemişsin çok mu? Afiyet olsun Nuri Bilge.

Ahlat Ağacı Kötü Bir Film Mi?

Ahlat Ağacı filmini yeterince yerdik. Biraz da iyi yönlerinden bahsedelim.

Tahmin edebileceğiniz gibi bazı sahnelerde, kullanılan inanılmaz güzel replikler vardı.

Kullanılan doğa manzaraları, Nuri Bilge’nin fotoğrafçılık alanında yapmış olduğu ustaca çalışmaların birikimini bizlere sunduğunu çok iyi göstermektedir.

Filmdeki aile yapısı oldukça güzel ve dozunda işlenmiş. Aile bireyleri arasındaki o inanılmaz farklılıklar harikulade işlenmişti. Bunu, ev içerisindeki bütün sahnelerde görebilmek mümkündür. Anne ile oğul arasındaki çatışmalar, baba ile anne arasındaki çatışmalar, toplumun öğretmene olan bakışı sırasında verilen mesajlar o kadar yerinde kullanılmıştı ki, ancak büyük bir zevk ile izleyebildik.

Atmosfer oluşumu o kadar güzel tasarlanmış ki, sanat ekibine hayran kalmamak elde değil.

Eski yazarlara ait sözlerin filmin atmosferine uygun sahnelerde dillendirilmesi ayrıca güzel bir etki oluşturmuş ve filmi daha güzel bir hale getirmiştir.

Köy yaşamındaki kadının yeri, devlet imamları hakkında yapılan eleştiriler, öğretmenler ve eğitim sistemi hakkında dile getirilen sözler, ev içerisindeki çocukların psikolojileri hakkındaki çözümlemeler oldukça dozunda ve yerinde kullanıldığı için söyleyecek söz bırakmamıştır bize.

Devlet kademelerinde memur olan insanların, ellerine geçirdikleri güç ile koltuklarını sağlamlaştırmak dışında hiçbir şey yapmadığını cesur bir şekilde dile getirmesi, kum için binlerce liralık anlaşmalara izin verip, kitap basmak için kendilerinden istenilen tutarın ödenmemesi gönderilen en iyi eleştirilerden biriydi.

Sinan’ın, polis arkadaşı ile yaptığı sohbetlerde filmin ve ülkenin gidişatına yönelik güzel eleştiriler yapılmış ve bu skalayı biraz daha üstlere çıkarmaya yetmiştir.

Ahlat Ağacı
Ahlat Ağacı

Kuyu etrafında şekillenen bir hayatı, bir gençliği ve bir ülkeyi çok iyi özetleyen sahnelerle dolu bir filmdi.

Yaptığımız tüm kötü eleştiriler bizi bağlar. Yapılan iş Nuri Bilge’nin en iyi işi olabilirmiş. Ancak ortaya çıkan ürün, onun yapmış olduğu işler arasında baya geriye gitmesini sağlamasına rağmen, izlenilebilir ve üzerine düşünülebilir bir film olduğu gerçeğini de değiştirmez.

Son Sözler

Sinema, dünyada gün geçtikçe gelişmektedir. Ancak yapılan filmlerdeki kalite çizelgesi, oldukça kötü bir durumdadır. Son on yıldır, birkaç istisna dışında, sinema perdelerinde kayda değer filmler gösterilmedi. Elbette bağımsız yönetmenlerin yapmış olduğu muazzam filmler mevcut. Ancak bu durum birkaç kişi ile yapılabilecek bir iş değildir.

Sinema, hak ettiği değeri görmelidir. Toplumlar, dertlerini, yaşadıkları acıları, hayata dair görüşlerini ve sisteme dair bakışlarını, korkmadan ve herhangi bir tedirginlik hissetmeden beyaz perdeye aktarabilmelidir.

Sinema, büyük şirketlerin tekerine bırakılamayacak kadar kıymetli bir alandır. Toplumları yönlendirmek için değil, geliştirmek için kullanılmalıdır. Bir derdi anlatmalıdır. Süper kahraman filmleri de yapılmalıdır. Ancak sadece süper kahraman filmleri yapılmamalıdır. Uzun yıllar emek verilen filmler, hak ettikleri ilgiyi, perdedeyken görmelidir. Perdeden indikten sonra verilen kıymet, pek de önemli değildir.

Ahlat Ağacı, eleştirdiğimiz bir film oldu. Ancak eleştirdiğimiz kadar da sevdiğimiz bir film oldu. Eksikliklerini dile getirmemiz, bu filmin çöpe atılması anlamına gelmiyor. Hatta böyle filmlere sahip çıkılması gerektiğini düşünüyoruz. Nuri Bilge’ye değil, yaptığı filme demek istiyoruz.

Ahlat Ağacı, çok beğenilen veya çok eleştirilen bir film olmuştur. İMDB  puanı 8,3 olan filmi izlemenizi öneriyoruz.

İnsan, biraz da zamanın içinde süzülmeli, iyi ve kötü anıları birbirine karışıp, belirsizleşmeli ve silinip gitmeli.

Etiketler

wllux

Yeterli zamanım yok deme. Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci’nin de günleri 24 saatti.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı